<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
    	<atom:link href="http://www.partihaberleri.com/rss/roportaj/15" rel="self" type="application/rss+xml" />
        <title>Haber Ajansı Yayın  Grubu </title>
        <link>http://www.partihaberleri.com/</link>
        <description>Parti  Haberleri Platformu ile siyaset alanında  gerçekleşen her türlü  etkinlik,ziyaret ve gelişmeleri tek bir noktadan takip etmeniz artık mümkün.</description>
        <language>tr</language>
                <item>
                    <title>Geleceğin Meslekleri Neler Olacak ?</title>
                    <category>RÖPORTAJ</category>
                    <categoryid>15</categoryid>
                    <link>http://www.partihaberleri.com/roportaj/gelecegin-meslekleri-neler-olacak/1602</link>
                    <guid>http://www.partihaberleri.com/roportaj/gelecegin-meslekleri-neler-olacak/1602</guid>
                    <description><![CDATA[Hayri Cem'le Geleceğin Meslekleri üstüne: Robotlar işimizi elimizden mi alacak, yapay zekâ dünyayı mı yönetecek, hangi meslekler yok olacak, hangi olanaklar açığa çıkacak?]]></description>
	                    <content:encoded><![CDATA[T24 yazarı ve iş insanı Hayri Cem'in Geleceğin Meslekleri adlı kitabı Alter Yayıncılık etiketiyle okurla buluştu. Cem, kitabında "Endüsri 4.0 olarak adlandırılan yeni çağ tarihe karışacak. Ancak bunun yerine, binlerce yeni meslek doğuyor. Gençlerin tedirgin olmasına gerek yok; küçük bir çaba ile bu yeni mesleklere kolayca adapte olabilirler," diyor. Kitapla ilgili T24'ün sorunlarını yanıtlayan Cem, robotların insanların işlerini ellerinden alacağı, hayatı yöneteceği, mesleklerin yok olacağına dair endişeleri ve olasılıkları değerlendirdi. 170 sayfadan oluşan kitapta, her bölümün sonunda karekodlar bulunuyor. Her bölümün karekodu tarandığında, Cem'in YouTube kanalındaki ilgili videoya yönlendiriliyorsunuz. Böylece, belki 500-600 sayfa olabilecek içerik 170 sayfada toplanmış oldu. Ayrıca Cem, bu kitabın tüm telif haklarını Darüşşafakalılar Derneği'ne bağışladı. Satılan her kitap, Darüşşafaka mezunu bir üniversite öğrencisine burs olarak gidiyor. - Teknoloji ve Gelecek kitabınızdan hemen sonra Geleceğin Meslekleri kitabınızın çıkması biraz şaşırtıcı. Bu iki kitabı birbirinin devamı olarak mı düşündünüz? Aslında öyle planlamamıştım. "Teknoloji ve Gelecek"i yazarken aklımda "Geleceğin Meslekleri" yoktu. Fakat her iki kitap da birbirini tamamlıyor diyebilirim. Farklı üniversitelerde ve Darüşşafaka Lisesi'nde dijital teknolojiler üzerine ders veriyordum. Ders sırasında gençlerin, teknolojinin pek çok mesleği ortadan kaldıracağından endişe ettiklerini fark ettim; ama bunun yerine yeni işlerin açılacağını hiç düşünmemişlerdi. İşte bu kaygıları gidermek için yeni kitabı yazmaya karar verdim. - Gençlerin endişelerinden yola çıkarak, önce hangi mesleklerin ortadan kalkacağını soralım: Gerçekten durum fena mı? Bence durum o kadar da kötü değil. Her endüstriyel devrim eski mesleklerden bazılarını ortadan kaldırırken, yeni üretim sistemleriyle uyumlu yepyeni meslekler de yaratıyor. Endüstri 4.0'da temel amaç, insan gücünü minimuma indirip üretimde hataları azaltarak verimliliği artırmak. Bu nedenle öncelikle kas gücüne dayalı işlerin yerini makineler alacak. Mesela sanayi, madencilik ve ulaşım sektörlerinde pek çok iş kaybolacak çünkü bu alanlarda en çok fiziksel güç kullanılıyor. Fakat işler tamamen bitecek demek değil; birçok işi robotlar ve akıllı makineler yapacak. Sadece mavi yakalı değil, beyaz yakalı çalışanların da bir kısmı etkilenebilir. Sağlık, perakende, lojistik, finans, bankacılık, adalet ve kamu sektörlerinde de meslekler değişecek. Hangi mesleklerin yok olacağına dair detayları kitabımda anlattım. - Yani gelecekte robotlar insanların işlerini elimizden alacak mı? Hem evet hem de hayır diyebiliriz. Robot denince aklımıza önce filmlerde gördüğümüz, insan şeklinde süper güçlü makineler geliyor. Tabii ki bu tarz robotlar olacak, ama aslında robot dediğimiz, bilgisayar tarafından programlanıp karmaşık işleri otomatik yapabilen her makine. Fabrikalarda ağır işlerde görev alan ya da tehlikeli işlerde kullanılan makinelerin de aslında robot olduğunu söyleyebiliriz. Önemli olan görünüşleri değil; hepsi yazılım (yani yapay zekâ), çipler ve sensörlerden oluşuyor. Dolayısıyla robotlar aslında insan kontrolü altında çalışıyor. Özellikle kas gücüne dayalı birçok işi bu makineler devralacak. Fakat dijital dönüşüm sayesinde yeni meslekler de ortaya çıkacak. Mesela Toplum 5.0 vizyonunda, robotlar ev işlerinde bize yardımcı olacak şekilde tasarlanıyor; eve gelmeden önce kaloriferi açan, kahveyi hazırlayan, buzdolabındaki ürünlere bakıp sipariş veren hatta evi temizleyen robotların varlığını düşündüğünüzde, bu durum sizi rahatsız eder mi? - Peki yapay zekâya gelelim. Birçok fütürist ve bilim insanı, yapay zekânın tüm işlerimizi elimizden alacağını ve hatta hayatımızı yöneteceğini söylüyor. Siz ne düşünüyorsunuz? Öncelikle, dijital teknolojiler hakkında yeterince bilgisi olmayan bazı insanlar, tek bir yapay zekânın dünyayı ele geçireceğini düşünüyor. Ama aslında bugün binlerce yapay zekâ var ve her gün yenisi ekleniyor. Her biri farklı konularda eğitim alıyor. Yani yapay zekânın insanlığı yok edeceğine dair elimizde yeterli veri yok. Dahası, yapay zekâdan korkanlar da dahil olmak üzere, aslında pek çok insan zaten yapay zekâyı kullanıyor; telefonlarımız, güvenlik sistemlerimiz, akıllı evlerimiz, akıllı arama sistemlerimiz ve ulaşım sistemlerimizin arkasında yapay zekâ var. Bu teknoloji yaşam kalitemizi de artırıyor. Teknik olarak bakarsak, yapay zekânın üç evresi var: Dar Yapay Zekâ: Sadece belirli bir alanda uzmanlaşmış sistemler. Dar yapay zekâlar yüklendiği iş dışında başka işler Genel Yapay Zekâ: İnsan beyni gibi çalışıp, dar yapay zekâları birbirine bağlayarak daha geniş yeteneklere sahip sistem. Dar yapay zekâdan en önemli farkı, insan gibi düşünme, anlamlandırma ve bir fikri hayata geçirme özelliğine sahip olmasıdır. Bilim adamlarının çoğunluğu bu evreye içinde bulunduğumuz yüzyılda ulaşmanın hayal olduğunu söylüyorlar. Süper Yapay Zekâ: Yapay zekânın bu türünün, İnsan beyninin temel çalışma prensip ve fonksiyonlarına göre çalışan, ancak insan beyni ve düşünce sisteminden daha üstün özelliklere sahip yazılım ve algoritmalar olacağı öngörülmektedir. Süper yapay zekânın kendi algoritmalarını oluşturmasının yanı sıra kendi donanımlarını da yaratabileceği varsayılmaktadır. Şimdilik Süper Yapay Zekâ bilim kurgu gibi kalıyor ve bu evreye ulaşmanın önümüzdeki yüzyıllarda mümkün olacağı düşünülüyor. Bir de şunu sormak lazım: Eğer yapay zekâ ve dijital teknolojilerin kontrol kapitalistlerin elinde kalırsa, üretim maliyetlerini düşürüp verimliliği artırırken insanları işsiz bırakırlarsa, o ürünleri kime satacaklar? Tüketicisi olmayan bir kapitalizm nasıl işler, değil mi? - Yeni mesleklerin temel taşları neler olacak? Kitabınızda geleceğin mesleklerine nasıl yer verdiniz? Geleceğin meslekleri dijital teknolojiler üzerine kurulacak. Kitabımda, bugün kullanılan 14 dijital teknolojiyi temel alarak, bu teknolojilerin getireceği yeni iş alanlarını anlattım. Tabii gelecek sadece bu 14 teknolojiyle sınırlı kalmayacak; her gün yeni teknolojiler piyasaya çıkıyor ve onlar da yepyeni meslekler yaratıyor. Kitabımda Büyük Veri, Bulut Bilişim, Hızlı İnternet, Nesnelerin İnterneti, Yapay Zekâ, Yeni Nesil Yazıcılar, Çok Amaçlı Gözlükler, Drone ve İnsansız Araçlar, Blockchain, Kripto Para, Metaverse, Siber Güvenlik, Sürdürülebilirlik ve Yeşil Teknolojiler ile Mühendislik alanlarına yer verdim. Her biri içinde yüzlerce yeni iş potansiyeli barındırıyor. Mesela yalnızca Büyük Veri alanında 13 farklı yeni meslek örneği sundum; bu alanın kendisi bile yakında yüzlerce yeni iş imkânı sağlayacak. Bu yüzden gençlerin karamsarlığa kapılmadan, hangi teknolojilerin yeni meslekler getireceğini araştırıp, kendi yetenek ve isteklerine uygun olanı belirlemeleri çok önemli. Sorun şu ki, bu yeni meslekler henüz eğitim sistemimizde yeterince yer almıyor. Bu yüzden yerel ve uluslararası kurslar ile sertifika programlarına katılarak kendilerini geliştirmelerini öneriyorum.<p> </p>]]></content:encoded>
	                    <pubDate>Sat, 14 Jun 2025 14:22:01 +0300</pubDate>
                    <dc:haberid>1602</dc:haberid>
                    <dc:sehirid>34</dc:sehirid>
                    <dc:sehir>İstanbul</dc:sehir>
										<enclosure type="Array" url="http://www.partihaberleri.com/images/haberler/79b341677f7a1ce53dcd2b510f676f5a.jpg" length="Array"/>
					<images>
						<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberler/79b341677f7a1ce53dcd2b510f676f5a.jpg</image>
																		<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/79b341677f7a1ce53dcd2b510f676f5a.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/be55b62000bf9b2ed9658f689ec5245b.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/27031f564cc8393ec219c0df2f676800.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/11fb480427e95f110bf9ba6d57cb4a1d.jpg</image>
					       					</images>
                </item>
                            <item>
                    <title>Zamanı gelince ortaya çıkar Biz buradayız deriz!</title>
                    <category>RÖPORTAJ</category>
                    <categoryid>15</categoryid>
                    <link>http://www.partihaberleri.com/roportaj/zamani-gelince-ortaya-cikar-biz-buradayiz-deriz/1589</link>
                    <guid>http://www.partihaberleri.com/roportaj/zamani-gelince-ortaya-cikar-biz-buradayiz-deriz/1589</guid>
                    <description><![CDATA[Aslında Mustafa Dündar'la insanın aklını başından alan o konakta yaptığım ikinci röportaj bu. Konak aynı konak, ama bu kez karşımda bir öncekinden epey farklı bir Belediye Başkanı var.]]></description>
	                    <content:encoded><![CDATA[<p>Nisan ayının röportaj konuğu Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar...</p> <p>Mustafa Dündar'la, önce insanın içini açan, sonra özendiren ve en nihayetinde "ben bu hayata çok ama çok geç gelmişim" diye hayıflandıran, o nasıl muhteşem bir yapıdır öyle... Sümbüllü Bahçe Konağı'nda buluştuk.</p> <p>Aslında Mustafa Dündar'la insanın aklını başından alan o konakta yaptığım ikinci röportaj bu. Konak aynı konak, ama bu kez karşımda bir öncekinden epey farklı bir Belediye Başkanı var.</p> <p>Nasıl desem...</p> <p>Çok daha net, çok daha dobra ve çok daha samimi.</p> <p>Başlarken, "Zor soru sorayım mı?" dedim. "Nasıl istersen. Kitabın ortasından sor!" dedi.</p> <p>Ben de sordum.</p> <p></p> <p>Mesela, "vatandaş Mustafa Dündar, Belediye Başkanı Mustafa Dündar'ı nasıl buluyor?" diye sorduğumda beğendiğini, desteklediğini ve eleştirecek bir yön bulamadığını söylüyor.</p> <p>Düşünün ki, "Keşke"si bile yok!</p> <p>Ama cakasından ya da kibirden değil. Asla değil. Öyle buluyor, öyle değerlendiriyor. Öyle olduğu için de böyle anlatıyor.</p> <p>Dediğim gibi, söyleşi süresince, ne sorduysam yanıtlayan samimi bir Belediye Başkanı vardı karşımda.</p> <p>O kadar ki...</p> <p>Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ve Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali ile birlikte potansiyel Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Ankara'ya davet edildiği ve sonuçta Bursa'ya yine Osmangazi Belediye Başkanı olarak döndüğü süreci anlatırken, "Neden olmadı diye düşünüyor insan. Aslında bizde bıyık da vardı, üç çocuk da vardı. Hatta bende fazladan iki de torun vardı ama olmadı." Deyişindeki doğallığa bayılıyor insan.</p> <p>Pekii ya bundan sonrası?</p> <p>Yaklaşan seçimlerde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı olmayı istiyor mu?</p> <p>Elbette istiyor. Gerçekten istiyor.</p> <p>Ama hırsla, tutkuyla değil. "Nihai karar merciidir" dediği Ankara'nın kapısını aşındıracak kadar değil!</p> <p>Zamanı gelince ortaya çıkacak. "Biz buradayız" diyecek.</p> <p>Olursa olur.</p> <p>Olmazsa da yine "nasip" diyecek...</p> <p>*</p> <p>Öte yandan Mustafa Dündar'la bizi buluşturan Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü sevgili Gülşah Cebelli Öncel ve Osmangazi Belediyesi Özel Kalem Müdürü Orhan Mollasalih'e teşekkür ediyorum.</p> <p><b>Özlem Buğday Yağmur röportajı...</b></p> <p><b>* Sorular zor olsun mu? Ne dersiniz?</b></p> <p>Nasıl istersen... Kitabın ortasından sor!</p> <p><b>* Peki... Vatandaş Mustafa Dündar, Belediye Başkanı Mustafa Dündar'a dışarıdan baksa O'nu nasıl bulur? Başarılı mı? Başarısız mı? İdare eder mi? Hangisi?..</b></p> <p>Başarılı...</p> <p><b>* Tek kelimeyle "başarılı"? Bu kadar kesin ve emin bir yorum?</b></p> <p>Kendime yani Belediye Başkanı Mustafa Dündar'a dışarıdan baktığım zaman, işini seven, işine sadık, işinin getirdiği sorumluluğu bilen, vatandaşa hesap verebilen bir Belediye Başkanı görüyorum.</p> <p><b>* Beğeniyorsunuz yani?</b></p> <p>Beğeniyorum.</p> <p><b>* Hiç mi eleştirmiyorsunuz?</b></p> <p>Eleştirilecek bir yönünü bulamıyorum.</p> <p><b>* O derece?..</b></p> <p>Gerçekten bir eleştiri bulamıyorum. Yalan yok bizde. Neyse onu söyleriz.</p> <p><b>* Keşke'niz var mı?</b></p> <p>Keşkemiz yok.</p> <p><b>* Şunu şöyle yapsaydım... Şunu yapmasaydım..?</b></p> <p>Yok. Neden keşke yok?</p> <p><b>* Neden yok?</b></p> <p>Ben bir şeyi yapayım diye bir şey söz konusu değil. Yani şu an muhabbet arasında bir şey aklıma geldi, ben şunu yapayım dediğin zaman "keşke olmasaydı" dersin. Muhabbet arasında bir şey aklına gelebilir, şunu yapalım dersin ama bunu yaparken yine de oturup düşünürsün, tartışırsın, çalışma arkadaşlarına sorarsın. Yaparsak ne olur, yapmazsak ne olur? Dersin. O şekilde yaptığın için keşke olmaz. İstediğin sonuç tam olabilir mi? O ayrı bir konu. Bir işi yaparken bir hedefin vardır, maksimum bir hedef vardır, belki maksimum hedefe ulaşamayabilirsin. Ama konuşarak, tartışarak, fikir alarak yaptığın için "keşke" olmaz.</p> <p></p> <p><b>* Eleştiri yok, keşke yok, tam memnuniyet var. Bu durumda size göre Başkanlığınız süresince yaptığınız en önemli, en başarılı hizmet hangisi?</b></p> <p>Biz sorun ve eksiklikleri tespit ettikten sonra geçen dönem mesela otoparklar dedik, pazar yerleri dedik, bu konuda bir imza attık. Kalıcı eserler yaptık, bir algı oluşturduk. Yani bizim görev sürecimizle birlikte otopark Bursa'nın gündemine girdi. Kapalı pazar yerleri Bursa'nın gündemine girdi. Yeterli mi? Yeterli değil tabii. Ama tarihi bir şehirde, Türkiye'nin en eski şehirlerinden birinde, en büyük ilçesinde sorunların tümünü çözmek zor. Ki büyüyen bir şehir aynı zamanda. Ama dediğim gibi, maksimum hedefe ulaşamasan bile maksimuma yakın hedeflere ulaşmış oluyorsun. Osmangazi geçmiş dönemde, hatta son 50 yılda plansız büyüyen bir şehir! İşte biz bu çerçevede baktığımızda, Hamitler, Güneştepe, Yunuseli bölgesindeki şehircilik bizim eserimizdir. Şu an orada kaçak yapılaşma değil, planlı bir yapılaşmanın ortaya çıktığını görüyoruz. Planlarda 146 bin nüfus öngörülen o bölgede şu an 32 bin daireye oturma izni verdik, ruhsat verdik. 32 bin daireyi 4 ile çarptığımızda 128 bin yapar. Yani biz 130 bin kişilik bir şehir inşa ettik. Nasıl bir şehir bu? Çarpık yapılaşması olmayan, planların odağında bir şehir. Orada tüm altyapı hizmetleri var. Şehre uygun bir yaşam var. Otoparklar, pazar alanları, sosyal donatı alanları... Hepsinin olduğu bir şehir ortaya çıktı. Bu Bursa için bir kazançtır. Yine aynı şekilde Demirtaş bölgesi... 2009'da 16 bin olan nüfus şu an 85 bine çıkmıştır. Ve orada da kaçak olmayan bir yapılaşma var. Sorun var mı? Planlardan kaynaklanan sorunlar vardır. Çünkü o şekilde yapılmış, hızlı bir gelişim göstermiş. Hamitler, Güneştepe ve Yunuseli bölgesinde ben 150 bin kişilik bir şehir inşa ediyorsam, Bursa için şehircilik adına bir kazançtır. Geçmişten bugüne, 150 bin kişilik değil, 50 bin kişilik planlı bir şehir yapılmış olsaydı belki şu anda Bursa'nın çarpık yapılaşmasını konuşuyor olmazdık. Kentsel dönüşümden kaynaklanan sıkıntılar bugün olmayacaktı.</p> <p><b>* Bursa'da kentsel dönüşüm adı altında uygulanan sistemi nasıl buluyorsunuz?</b></p> <p>Şimdi kentsel dönüşüm algısı herkese göre farklı. Vatandaş farklı bakar, kamu farklı bakar. Şehirlere göre değişen bir uygulama olabilir.</p> <p><b>* Mustafa Dündar nasıl bakar?</b></p> <p>Hamitler bölgesi kentsel gelişim bölgesidir. Biz orada bir rezerv alanı oluşturarak yeni bir kent inşa ettik. Bursa merkeze dışarıdan çok göç yok. Şehir içerisinden hareketlerle orada yeni bir yapılanma oldu. Yeni konutlara Bursa'dakiler taşındı. Demirtaş da aynı şekilde. Soğanlı'yı yaptık. Soğanlı'yı yapma sebebimiz de, son 50 yılda plansız yapılaşmanın olduğu bölgeyi örnek bir bölge haline getirmekti. Şimdi tabii herkesin bir bakış açısı vardır. "Buraya kentsel dönüşüm giriyor, benim yerim kıymetlendi, ben daha fazla nasıl alabilirim?" mantığında olanlar da vardır. Diğer taraftan "oh ne iyi oldu. En azından devletin, belediyenin vesilesi ile bizi sağlam konutlara geçirdiler" diye düşünenler de vardır. Sorunu çözemeyen miraslı binalar vardır. Herkesin farklı yaklaşımı vardır.</p> <p><b>* Pekii ya Doğanbey? Gördükçe ne hissediyorsunuz?</b></p> <p>Ne hissediyorum diye bir şey yok. Bu dönüşüm yapılmış.</p> <p></p> <p><b>* İşte yapılmış da nasıl yapılmış?</b></p> <p>Sonuçta kimse Doğanbey'i güzel bulmuyor. Kötü bir görüntü şehir merkezinde! Ama niye böyle oldu diye bunu irdelemek, konuşmak lazım.</p> <p><b>* Aynen öyle. Niye böyle oldu?</b></p> <p>Biz vatandaşlarla son görüşmeleri yaparken hak sahipleriyle metrekare fiyatı 850 liradan anlaşma sağlandı. Yani şimdi diyelim 50 metre senin orada hakkın var ama aldığın daire 100 metre. Kalan 50 metreyi ödemek için 850 liradan hak sahibine o hak verildi. Ama TOKİ aynı tarihte kendine düşen daireyi metrekaresi 1500 liradan satışa çıkardı. 1600 liradan satışlar oldu. Yani şimdi bu dengesizliği ortaya koymuş oluyor.</p> <p><b>* Peki şu an ne yapmak lazım?</b></p> <p>Şimdi Bursa'nın onlarca sorunu varken "ben Doğanbey'de şunu keserim, yıkarım" demek abesle iştigaldir ve bir işe yaramaz. Şehre bir katkı sağlamaz. Yapılacak başka ve öncelikli işler vardır. O işleri tamamladığın zaman bir şey yapılacaksa kendiliğinden oraya sıra gelir zaten. Yapılmış, geçmiş, gitmiş. Kalkıp şimdi bunun üzerinden politika yapmanın şehre çok fazla katkısı yok. Bakın, bizim mimarimiz yok. Türkiye şu anda bence kendi mimarisini geliştiriyor artık.</p> <p><b>* Kentleşmeyi de bilmiyoruz.</b></p> <p>"Beton ve demir son yüz yılın en önemli buluşudur" derler. Betonla, demirin uyumlu kullanımıyla her şey sağlam. Biz işte ona bakarak kibrit kutusu evler yaptık. Apartmanı da öyle yaptık, tek katlıyı da öyle yaptık. Tabii bu yapılırken hiç kimse estetik düşünmedi. Örneğin bu binaya baktığımızda, Cumhuriyet Dönemi eserlerinden... Bir estetik var. Bir ruh var. Burada huzur buluyorsun, nefes alıyorsun. Niye? Burası senin yaşam yerin. Bursa'da en yüksek fiyata satılan bir daireye gidin. En büyük salonu 30-35 metrekaredir. Oturma odasına bir koltuk takımını sığdıramazsın. Bizim ihtiyacımız nedir? Bizim kültürümüz nedir, inancımız nedir? Yani Türk Milleti nasıl bir evde oturur? O farklı bir cevaptır, Bursa'daki insanlar nasıl bir evde oturur? Bu farklıdır. Herkesin, her ailenin farklı yapısı vardır.</p> <p><b>* Doğanbey'de oturmak ister miydiniz? Mesela 17. katta?</b></p> <p>Hiç düşünmedim.</p> <p><b>* Şu an düşünün.</b></p> <p>Sadece Doğanbey değil, yüksek katlı modern rezidanslarda oturmak da bana göre değil. Sosyal bir yön yok. İnsanlar arasında iletişim yok. Ben Ankara'ya gittim Milletvekili olduktan sonra. Bir katta 4 dairesi olan 10 katlı bir apartmanda kaldık. Çocuklarım bahçede hangi çocukla oynadıysa biz de o çocukların ailesiyle komşuluk yapabildik. Diğer komşularla çok fazla diyaloğumuz olmadı. Bursa'da 8 daireli bir apartmanda oturdum, yine aynı şekilde; çocuklarım sokakta hangi dairenin çocuğuyla oynadıysa o aileyle diyalog kurdum. Karşı komşumla diyalog kuramadım. Yani bu şehir hayatı ve bu tarz bir yapılaşma bizim kültürümüze uymuyor. Mesela Hamitler bölgesinde yapılaşma genelde 5 katlı. 5 katın üzerinde iletişim kopuyor. 5 katlı yapılarda insanlar birbirini tanıyor, diyalog kurabiliyor. Mesela komünist ülkelerde görüyorsun ya çok katlı binalar... Elektrik kesildiğini düşünün. Jeneratör mazotla çalışıyor. Mazot da bitti! Gerisini düşün. Bunlar benim hafsalamın almadığı şeyler. Allah göstermesin.</p> <p><b>* Bir süre önce Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe istifa ettirildi ve yerine Belediye Başkanı olarak Alinur Aktaş getirildi. Siz de potansiyel Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Ankara'ya çağrılan isimlerdendiniz. Nasıldı o süreç? Çağrıldığınızda ve sonuç açıklandığında ne hissettiniz?</b></p> <p>Genel Merkez bizi Büyükşehir kategorisine alıp çağırdı. Giderken Büyükşehir Başkan adayı olarak gittik oraya biz.</p> <p><b>* "Oldu bu iş!" dediniz mi?</b></p> <p>Ben her şarta göre hazırımdır. Çok havaya girmem. Ama Bursa'nın Büyükşehir Belediye Başkanı olmak tabii ki onurlu bir görevdir. Belediye Başkanlığı zordur ama keyiflidir. Çünkü bir şey üretirsin. Vatandaşla iç içe olursun. Yaptığının karşılığını görürsün. İyi veya kötü geri dönüşünü alırsın. Şehirle bir bütünleşmen vardır. Bursa büyük bir ailedir, Osmangazi büyük bir ailedir. Bu ailenin içerisinden bir fert olduğunu hissedersin. Ben Milletvekilliği de yaptım. Milletvekilliğinde de yine halkın içerisindeydik. Ancak o çok farklı, Belediye Başkanlığı çok farklı.</p> <p><b>* Hangisini daha çok sevdiniz?</b></p> <p>Tabii ki Belediye Başkanlığı... Büyük ailenin bir ferdisin. Bunu yaşıyorsun. Tabii şimdi Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra tüm Bursa adına bir görev olacak. Onurlu bir görev olmuş olurdu ama nasip değilmiş. Biz yine Osmangazi'de görevimize devam ediyoruz. Onun için bir sıkıntı yok.</p> <p></p> <p><b>* Ankara'ya Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak gittiniz, Osmangazi Belediye Başkanlığı'na devam eden Mustafa Dündar olarak döndünüz. Karar açıklandığında içiniz burkuldu mu?</b></p> <p>Tabii... Neden olmadı diye düşünüyor insan. Aslında bizde bıyık da vardı, üç çocuk da vardı ama olmadı. Hatta bende fazladan iki de torun vardı.</p> <p><b>*</b>(Bu yanıtın üzerine epey süren bir gülme krizine girdiğim için toparlanmam zaman aldı)<b>Allah da sizi güldürsün.</b></p> <p>Ben Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali'ye de dedim: "Sakal, bıyık yok sende. O yüzden kaybettin. Bende çocukların yanı sıra torunlar var. Ben de belki bu yüzden kaybettim." Ondan sonra Edebali de sakal bıraktı.</p> <p><b>* Evet, bu dönem bilhassa İktidar Partisi'ne mensup siyasilerde sakal bırakma eğilimi var?</b></p> <p>Bence yakışıyorsa bıraksın tabii insanlar. Hakikaten bazılarına yakışıyor. Ama 80 öncesinde olduğu gibi bıyık, sakal siyasi bir simge olmamalı.</p> <p><b>* Bu sürecin neticesinde İnegöl Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı oldu ve hemen akabinde, kendi ifadeleri neticesinde görüldü ki, inanılmaz borç yükü altındaki bir Belediye devraldı.</b></p> <p>Evet, iş yapan kurumlarda borç vardır. Ticarette de böyledir. Tabii bunun dengeli olması önemli. 2009'da biz göreve geldiğimizde de benzeri söz konusuydu. Sizin gibi gazeteci arkadaşlar, "Osmangazi Belediyesi'nin borcu ne kadar?" dedi. 93 trilyondu o günün şartlarında. Ben bunu dile getirdikten sonra Recep Başkan (Dönemin Osmangazi Belediye Başkanı Recep Altepe) rahatsız oldu! Ondan sonra da ben bu durumu pek ifade etmedim. Bir iş yapıyorsun sonuçta. Borç olacaktır.</p> <p><b>* Şu an kredi kullanamıyor Büyükşehir Belediyesi. En büyük sorun bu galiba değil mi?</b></p> <p>...!!!???</p> <p><b>* Bu soru çok mu zor oldu?</b></p> <p>O kadar takip etmiyorum. "Kredi kullanamıyoruz" diyor Alinur Başkan. Ama bir şekilde sistemi götürüyor.</p> <p></p> <p><b>* Mustafa Dündar'ın bundan sonraki siyasi hedefinde ne var?</b></p> <p>Bizde hedef daraltma diye bir şey yok. Bizim önümüz açıktır. Çok büyük tutku olmaz. Biz işimizin başındayız. Zamanı gelince ortaya çıkarız, "Biz buradayız" deriz. Kimseden icazet almaya da gerek yok Elhamdülillah. Biz 2002'de partinin kuruluşuna katıldık, taşın altına elimizi koyduk. Hep beraber bu partiyi iktidara taşıdık. O günden bugüne varız.</p> <p><b>* Bundan sonra?</b></p> <p>Bundan sonra ortamı takip ediyoruz. Ya nasip...</p> <p><b>* Mustafa Dündar Büyükşehir Belediye Başkanı olmayı ne kadar istiyor?</b></p> <p>Ankara derse ki, "sen bunu yapacaksın!" yaparız. Ankara derse ki, "yeter Başkan, sen dinlen!" geçer dinleniriz.</p> <p><b>* Ankara'nın dediği olur?..</b></p> <p>Genel Merkez sonuçta. Karar mercii orası. Ama biz yorgan, döşek yapıp da Ankara'nın kapısında, "İlle biz bunu isteriz" diye beklemeyiz.</p> <p><b>* Talepkar olmazsınız?</b></p> <p>Tavrımızı ortaya koyarız. Ama "ille bunu yapalım" diye yorgan döşek, Ankara'da yatma gibi bir durumumuz olmaz.</p> <p><b>* Yatanlar var mı?</b></p> <p>Demek ki var! Bakın, Ankara çok yönlü inceliyor. Kamuoyunu iyi takip ediyor. Herkes her şeyi biliyor. Yaptıklarımız ortada. Şimdi biz bir dönem milletvekilliği yaptık. İki dönemdir belediye başkanıyız. Bizi Bursa dışından bile herkes az çok bilir, tanır. Ankara senin yaptığın işleri bilir, Belediye'deki faaliyetlerini bilir. Sürekli anketler yapıyor.</p> <p><b>* Bu anket sonuçları Genel Merkez'den size yansıyor mu? "İyi gidiyorsunuz! Düşüyorsunuz, dikkat edin!" gibi...</b></p> <p>Söylüyorlar. Biz de anket yaptırıyoruz.</p> <p><b>* Ne çıkıyor sonuç genelde?</b><br> Çok iyi çıkıyor. Ama bir de şu var tabii, anket yapan firma sana yapıyor diye çok iyi gösteriyorsa onu bilemezsin.</p> <p><b>* İşte ne kadar gerçekçi o anketler?</b><br> Şimdi mesela sen bizim vatandaşa sorsan "hangi partiye oy verdin?" diye söylemez. Ama anket yapan firma profesyonelse bunu bir şekilde söyletiyor. Yoksa rastgele anketlerle doğru sonuç alınmaz. Bizim parti en az 3 farklı firmaya yaptırır bu tür işleri. Sağlamasını yaptırır. Değişik kişilerden fikir alır. Hem Genel Merkez anketinde, hem kendi anketimizde iyi gidiyoruz. Mesela Genel Merkez'in bir anketi vardı; "Başkan'ı nerede gördün?" diye soruyordu.</p> <p><b>* Sizi nerede görmüşler?</b></p> <p>"Evimde beni ziyaret etti" diyor. Böyle metropol bir kentte vatandaşın evinde başkanı görmesi çok önemli bir olaydır. "Başkanı nerede gördün?" "Sokakta gördüm, pazarda gördüm, Belediye'de gördüm. Evimde beni ziyaret etti" diyor. "Mahallemde gördüm" diyor. Bu çok önemlidir. Biz çok fazla Belediye'de durmayız. Osmangazi Belediyesi Türkiye'nin en güçlü, en ciddi belediyesidir. Bizim görevimiz koordinasyonu sağlamak, vatandaşla diyalog kurmak, sıkıntı ve sorunları tespit ederek onları çözmek.</p> <p><b>* MHP'li Belediye Meclis Üyesi Cemil Aydın peşinizi hiç bırakmıyor? Çok fena bir muhalif!</b></p> <p>Evet. Cemil Aydın çok çalışıyor. Ben çok net bir adamım. Yeter ki karşımdaki samimi olsun. Farklı niyetler olmasın. Cemil Aydın hakikaten çalışır. Geçen dönemden beri çalışır. Gezer, bir konuyu bulur, gündeme getirir, Meclis'te konuşur. İşini iyi yapan bir arkadaşımızdır. Bursa ile ilgili konuları bulur, gündeme taşır. Onu takdir ederim yani.</p> <p><b>* Faydalanıyor musunuz eleştirilerinden, muhalefetinden?</b></p> <p>Tabii... Biz de bazı şeyleri görmüş oluyoruz. Ama bazen politika da yapar. O çizgiyi biz ayarlarız. Sonuçta görevini yerine getirmiş oluyor. Muhalefetin görevi odur. Bir yerde bir şey varsa bunu ortaya koyar. Cemil Bey'in kendisine has bir üslubu var. Tebrik ediyoruz kendisini.</p> <p><b>* Bursa'da su nereden içilir? Siz nereden içiyorsunuz? Çeşmeden içiyor musunuz? Allah aşkına çok net yanıt istiyorum.</b></p> <p>"Bursa'da su çeşmeden içilir" sözünü diyen benim aslında.</p> <p><b>* Nasıl yani? Bu cümlenin mucidi siz misiniz?</b></p> <p>Milletvekili iken Amerika'ya gittik. Amerika'ya giderken Büyükelçilik'te bize broşürler verdiler. Broşürlerde diyor ki; "Amerika'nın her tarafında suyu çeşmeden güvenle içebilirsiniz." Bu o devletin insanlara verdiği güvencedir. Çok iddialı bir şeydir.</p> <p><b>* Çok iddialı..!</b></p> <p>Belediye Başkanı olduktan sonra konu gündeme geldi. Dedim ki, "Bursa Evliya Çelebi'nin 'sudan ibarettir' dediği bir şehir. Bursa'da su çeşmeden niye içilmesin?" Bazı arkadaşlar "evet biz içiyoruz" falan dediler. Sonra bunun çekimini yaptılar. Beni çekmediler o ayrı. Bursa'da böyle olması lazım.</p> <p><b>* Suyu gerçekten çeşmeden içiyor musunuz?</b><br> Tabii, çeşmeden içiyoruz.</p> <p><b>* Peki o görüntüler ortaya çıktığında? Envai çeşit muhteviyatıyla baraja akan dereleri görünce çeşmeye şöyle ters ters baktığınız olmuyor mu?</b></p> <p>Şimdi şöyle; orasını ben gidip incelemedim. Benim konum değil. Büyükşehir, BUSKİ gidip incelemiştir. İncelemesi de lazım. Varsa böyle bir şey müdahale etmesi lazım. Çünkü su önemli! Bu güvenceyi BUSKİ'nin, Büyükşehir'in vermesi lazım. Sonuçta sular bir şekilde ilaçlamadan geçerek geliyor çeşmelere. Ancak hazır su da alıyoruz. Onu da söyleyeyim.</p><p><b>DEVLET CEMAATLERE SINIR KOYMALI!</b></p> <p></p> <p><b>"15 Temmuz'u kimse düşünemezdi. Darbe girişimi! Yani işgal girişimi! Türkiye değişik dönemlerde ihtilaller yaşadı. İhtilale benzeyen bir şey değil ki bu! Vatandaşı taramış! Bu nasıl bir şeydir? Tanklar Boğaz Köprüsü'nü kesmiş. Allah Allah! Nedir bu? Diye düşünüyorsun. Başbakanımızın "bu bir kalkışmadır!" açıklaması ve sonrasında da Cumhurbaşkanımızın "sokaklara, meydanlara çıkın" demesi ile harekete geçtik."</b></p><p><b>* Bu ülke 15 Temmuz'da çok ciddi bir Darbe Kalkışması yaşadı?</b></p> <p>Darbe değil. işgal kalkışması! Bu 30 - 40 yıllık bir süreç. Çok basit bir süreç de değil. Biz hep şunu deriz, "ülkemiz çok önemli bir stratejik konumda!" Bu hakikaten de böyle. Hiçbir Kuzey Avrupa ülkesine kimsenin gittiği yok. İngiltere her tarafa burnunu sokar, ama kendi en yukarıdadır. Oraya gidip kimse bir şey karıştırmaz. Oysa Türkiye gerçekten çok önemli bir stratejik konumda. Bakın, bu insanlar bir şekilde okullara girmişler, okullar açmışlar, emniyete, askere, sızmışlar! Her tarafa girmişler. Tabii bunlar parti ayrımı da gözetmemişler. Her tarafta var. Ve bunların senin göremediğin belli politikası var. Belli hedefleri var. Geçmişe bakacak olursak... Yani şimdi çok masumane, çok insancıl bir talep için sana gelebilir o kişiler. Örneğin eğitim meselesinde yardım ister. Ama şimdi tüm her şeyi birleştirip baktığın zaman işte bu 15 Temmuz işgal girişimine geliyor olay. Bunları tam olarak görme zamanı 15 Temmuz'du. Mesela biz yurtdışı gezilere gittiğimizde illa ki onlardan bir insan vardır, bir okulu vardır. Okullarına gidersin. Milletvekilleri ile Moldovya'ya gittik mesela. Okullarını gördük. Adı cemaat ama bakıyorsun okullarında dine dair hiçbir şey yok! Bunlar hep insanın aklına şüphe getiren şeylerdi. Sen sözüm ona Hoca'sın! N'oluyor yani, ne alakan var? Orada hastanesini kurmuş, yurdunu kurmuş, öğrencileri topluyor getiriyor. Ve her ülkede nasıl bu kadar kolay okul açabiliyorsun?</p> <p><b>* O dönemde bu şüpheleriniz varken, "bu yapının ardında farklı bir şey var" diye hiç kendi içinizde sorguladınız mı?</b></p> <p>Onlarla benim sıkı bir diyaloğum hiç olmadı. O safa hiç yakın olmadım. Ancak şüphe ile baktım tabii. Öğrencilere soru çalarak, üniversite sınavında başarılı olmasını sağlamak, onları istediği okullara yerleştirmek... Düşünün soruları çalmış! Belki o zaman çoğu kişi üniversiteyi kazanmak için dershanesine gitti. "Ben işe girerim belki" diye düşünen olmuştur. Şimdi şimdi çıkıyor her şey ortaya. Bu konu ile mücadele gerçekten çök önemli. Devlet kendisini yapılandırdığı zaman, hedeflerini, ilkelerini ortaya koyduğu zaman gerisi kolay. İşte şu an askerimizin Afrin'de sağlamış olduğu başarı... 30 yıldır, 40 yıldır süren bu terör belası Türkiye içinde bitti. Hatta geçenlerde bir İngiliz kanalı "Türkiye'de şehirlerde patlama olmuyor" diye anlatmaya başladı. Onların inlerine girip oyunlarını bozduk. Geçenlerde Mete Yarar burada konferansa geldi, orada izledik. Orada, surlarla çevrilmiş kale yapılmış, o hendekleri filan gösteriyor. 100 kilometreden uzun tüneller... Bunu ne için, kimin için yaparsın? Büyük bir bütçe aktarılmış! Harekat yapılmasa orası saldırı merkezi olacaktı Türkiye'ye! Şehirlerdeki o bombalamalar belki devam edecekti.</p> <p><b>* Ya FETÖ? FETÖ ile mücadele?</b></p> <p>Dediğim gibi, sen kendi içinde temizlemişsen bunları, mücadeleni ona göre yaparsın. "Afrin'i alacağız dedik" aldık! Cumhurbaşkanımız şimdi Münbiç'i işaret ediyor. İnşallah orası da temizlenecek. Amerika'nın ne işi var Suriye'de? On bin kilometre öteden güvenliğini gerekçe göstererek geliyor!</p> <p><b>* Mustafa Dündar şunu diyebiliyor mu: Devletin yönetim kademelerindeki hiçbir noktada, hiçbir cemaat, tarikat unsuruna yer verilemeli! Devlet, devlet olmalı?..</b></p> <p>Aynen. Devlet devlet olmalı! Cemaatlere sınırını koymalı! Kardeşim, ticareti micareti olmaz bu işin! 15 Temmuz nöbetlerinde buradayız (Şehreküstü Meydanı'nı gösteriyor) Partimizin eski Milletvekillerinden Niyazi Pakyürek'i bilirsin, demokrasi nöbetine katılmış başka arkadaşlarla birlikte oturmuş. Onları görünce, "tamam, cemaat bu kardeşim, bundan sonra başka cemaat olmaz!" dedim. Al sana bir cemaat... Otur sohbetin yap. "Ama şu adamı buraya sokayım veya şu ticari işletmeyi açayım, buradan para kazanayım..." Bu olmaz! Parayı n'apacaksın sen? Bir yerde evin varsa, bir odan varsa gelip nasihatini yap. Cemaat budur.</p> <p><b>* Mustafa Dündar'ın FETÖ konusundaki kırılma tarihi nedir?</b></p> <p>17-25 Aralık! 15 Temmuz'u kimse düşünemezdi. Darbe girişimi! Yani işgal girişimi! Türkiye değişik dönemlerde ihtilaller yaşadı. İhtilale benzeyen bir şey değil ki bu! Vatandaşı taramış! Bu nasıl bir şeydir?</p> <p><b>* Darbe Grişimi'ni nasıl öğrendiniz? Daha da önemlisi ne hissettiniz?</b></p> <p>Evdeydim. Televizyonda tanklar Boğaz Köprüsü'nü kesmiş. Allah Allah! Nedir bu? Diye düşünüyorsun. Başbakanımızın "bu bir kalkışmadır!" açıklaması ve sonrasında da Cumhurbaşkanımızın "sokaklara, meydanlara çıkın" demesi ile harekete geçtik.</p> <p><b>* Korktunuz mu?</b></p> <p>Ne korkacaksın? Zaten olağanüstü bir durum. Çoluk çocuk sokaklara, meydanlara indik. Çok şükür bu millet sağduyusu ile bu işe el koydu.</p> <p><b>* Son olarak yaşlılık hayalleriniz nedir? Birgün gelip de şu siyaseti noktalayacağım ve şöyle bir hayat istiyorum dediğiniz bir kaçış planınız var mı?</b></p> <p>Benim evimin bahçesi var. Mesela bir seram var, marul ektim, şimdi yeni domates fidanları geldi onları ekeceğiz. Biz memur değiliz. Avukatız. Sürekli çalışma vardır bizde. Emekli olma düşüncesi olmaz. Öyle bir anlayış yok yapımızda. Diyelim Belediye Başkanlığı da bitti. Avukatız, açarız büromuzu, otururuz orada. Canımız sıkılırsa, gideriz bahçede çiçek ekeriz. Anlayacağın, emeklilik düşüncem yok benim.</p><p> </p>]]></content:encoded>
	                    <pubDate>Mon, 17 Feb 2020 07:02:38 +0300</pubDate>
                    <dc:haberid>1589</dc:haberid>
                    <dc:sehirid>16</dc:sehirid>
                    <dc:sehir>Bursa</dc:sehir>
										<enclosure type="Array" url="http://www.partihaberleri.com/images/haberler/58b589e9648716a7188cf4c0a6f98ee8.jpg" length="Array"/>
					<images>
						<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberler/58b589e9648716a7188cf4c0a6f98ee8.jpg</image>
																		<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/58b589e9648716a7188cf4c0a6f98ee8.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/71f90270a31327811ccd1d08e006318b.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/dcd272db08c336cf953b931be04e5ad9.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/c578dc84c4a9b423fac744accffb41e8.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/b040db851ce9ab704585683c8b8804d9.jpg</image>
					       					</images>
                </item>
                            <item>
                    <title>Başkan Sertaslan: Gemlik benim babamın çiftliği değil</title>
                    <category>RÖPORTAJ</category>
                    <categoryid>15</categoryid>
                    <link>http://www.partihaberleri.com/roportaj/baskan-sertaslan-gemlik-benim-babamin-ciftligi-degil/1590</link>
                    <guid>http://www.partihaberleri.com/roportaj/baskan-sertaslan-gemlik-benim-babamin-ciftligi-degil/1590</guid>
                    <description><![CDATA[Gemlik Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan, Gazeteci Özlem Yağmur'a konuştu. Sertaslan, Gemlik Belediye Başkanlığını nasıl kazandığından, yerli otomobille ilgili yapılması gerekenlere kadar bir çok konuda fikirlerini paylaştı.]]></description>
	                    <content:encoded><![CDATA[<p><b>B</b><b>aştan başlamak istiyorum</b><b>.</b><b>Gemlik Belediye Ba</b><b>ş</b><b>kanl</b><b>ığı</b><b>'n</b><b>ı</b><b>nas</b><b>ı</b><b>l kazand</b><b>ı</b><b>n</b><b>ı</b><b>z?</b></p> <p>Fatih Mehmet Güler'le 2009 yılında da kazanmıştık orayı malum. Sonra, olağanüstü bir süreçte Fethullah Gülen operasyonu ile görevden alınan bir belediye durumu ortaya çıktı. Bunu biliyor musunuz bilemiyorum ama konuyu araştıran savcı, bunu araştırma talimatını veren başsavcı, olur veren kaymakam, onay veren vali FETÖ'den cezaevine girdi.</p> <p><b>►Ş</b><b>a</b><b>şı</b><b>rmad</b><b>ığı</b><b>m</b><b>ı</b><b>z hallerden!</b></p> <p>Evet. Biz Gemlik'te ilk iş olarak, "CHP'den aday kim olursa olsun ben oy vermem" diyen anlayışı ölçtük. Ve bunu ilk olarak 2017'nin Kasım ayında yaptık. Bu araştırma sonucunda, yüzde 54.6'lık bir oran, "ben CHP adayına oy vermem" demişti. Aynı tarihte, yüzde 48.6'lık bir oran da AK Parti için aynı şeyi söylemişti. Bunun üzerine, işin bir parti seçimi olmadığını anlatan bir ambalaj yaratmam gerekti. O zaman, seçmene pozitif bir mesaj vererek merak uyandırmaya karar verdik. "Gemlik'e uğurlu gelecek" dedik. Dört yapraklı bir yonca üzerine bir tane uğur böceği konuldu. Ne benim ismim, ne partinin logosu var. Hiç bir şey yok. İlk 50 gün bununla başladık. Çok daha erken başlayacaktık aslında alan çalışmasına ama 23 Aralık 2017 tarihinde ilçe kongresi var ve ben ilçe başkanıyım. Parti içerisinde bütün dinamiklerle görüşüp, "evet, uygun aday sensin" mutabakatını sağladıktan sonra bir ağabeyimize de, "sen ilçe başkanı olmalısın ve ben o toplantıda aday olduğumu açıklamalıyım" deyip ilçe başkanlığını bıraktım. 23 Aralık 2017 tarihinde üç ay süre istedim onlardan. "Üç ay beni ellemeyin, sabah işime gideyim, öğlen çıkayım. Cenaze var ise cenazeye katılabileyim. Akabinde en yakın sosyal çevre, arkadaşlık hukuku ile bağlı olduklarım, öğrencilik hukuku ile birlikte okuduklarımı, arkadaşlıkla bağlı olduklarım, hemşehri hukuku ile bir arada olduğum kişileri tek tek bulup ziyaret edeyim ve onlara diyeyim ki, böyle bir niyetim var. Bir şey söylemek istiyorsan, 'bak bu olmaz, sen bunu yapamazsın biz sana inanmıyoruz...'"</p> <p><b>►Diyeceksen ş</b><b>imdi söyle?</b></p> <p>"Başaramazsın diyen varsa n'olur söyleyin. çocuğunuzum, arkadaşınızım, kardeşinizim. Yola çıktığımda koşmam gereken günler gelecek, arkaya bakmamalıyım. Bakarsam kapaklanırım. Ayağa kalmayı becersem de, bir daha hızlı koşamayabilirim. Şimdi söyleyin" dedim.</p><p><b>►Genel bakış a</b><b>ç</b><b>ısı ne</b><b>ydi?</b></p> <p>İstisnasız herkes, "uzun zamandır siyasetin içindesin, bu kadar uzun yıllar siyasetin içinde olmana rağmen kirletmedin kendini. Şimdi zamanı... Yürü!" Dediler. "Biz arkandayız, yanındayız" dediler. 10 Nisan'da il başkanı, ilçe başkanı ve milletvekillerimizle beraber Genel Başkanımıza gittik. Sayın Kılıçdaroğlu dedi ki, "bugüne kadar etkindin, bu günden sonra yetkin bir adamsın. Git çalış oğlum." Tabii ilan edemedik bunu. Sonuçta Parti Meclisi esastır ve saygısızlık yapmamak da lazım, onların kararına ipotek koymamak lazım. Bu görüşmeden bir ya da iki gün sonra milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimi ilan edildi. Yerel seçimi bir tarafa bıraktık, Cumhurbaşkanlığı seçimi için koşturduk. 24 Haziran Seçimi'nden bir hafta sonra bir danışma kurulu toplantısı yaptık. Benden önce konuşan hiç kimsenin umudu kalmamıştı. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turda bitmiş olması ciddi bir travmaydı. Ben inanıyordum, Gemlik seçimlerinin kazanılabileceğini anlattım. "Umudunuzu yitirmeyin, seçimi kazanabilmenin bir formilasyonu var. Bu konuda n'olur bana destek verin, bırakın ben bunu uygulayayım" dedim.</p><p><b>►Nasıl bir form</b><b>ül</b><b>öngördünüz?</b></p> <p>Bir kere, hiç bir etkinliği CHP etkinliği gibi hayata geçirmedik. Üç yüze yakın toplantı yaptım ev ziyaretleriyle beraber. Eşimle birlikte ev ziyaretlerine gittim. Partililerin evine de hiç gitmedim. CHP rozeti yoktu toplantılarda, salonun hiçbir yerinde "uğurlu gelecek" pankartı dışında pankart yoktu.</p> <p><b>►Siz de bu seçimde, tı</b><b>pk</b><b>ı</b><b>Büyük</b><b>ş</b><b>ehir Belediye Ba</b><b>ş</b><b>kan Aday</b><b>ı</b><b>n</b><b>ı</b><b>z gibi partinizi saklad</b><b>ı</b><b>n</b><b>ı</b><b>z?</b></p> <p>Asla!</p> <p><b>►Neden CHP rozetleri çıkar</b><b>ı</b><b>ld</b><b>ı</b><b>o zaman?</b></p> <p>Gördük bunu anketlerde. İnsanlar yerel seçimlerde siyasi partiye bakmaksızın oy kullanabiliyor. Bir siyasi parti organizasyonu gibi öne taşımanın bize yararı olmayacak. Aksine, çok güçlü bir siyasi karakterin lideri olduğu AK Parti'nin işine yarayacak. 10 seçimde aynı şeyi gördük. Madem, bir belediye başkanının partisi olmaz anlayışını savunacağız, o zaman bırakın ben benim lisanım ile gideyim, insanlara yapmak istediğim şeyleri anlatayım. Nihayetinde ortaya çıkacak tablo iyi olursa bundan zaten CHP en yüksek oranda faydalanacak. Ama asıl seçimi kazandırdığını düşümdüğüm şey, kendi boyum uzun diye karşı tarafın boyunu kısaltma gayreti içine girmedim.</p> <p><b>►Boy kaç ?</b></p> <p>1.84... Türkiye ortalamasının üzerinde sonuçta. Diğer adaylar benim omuzuma geliyordu.</p> <p><b>►Boy dahil bütün argumanları kullandınız, seçildiniz ve nasıl bir belediye buldunuz?</b></p> <p>Hiç korkmadım. Çok ciddi bir taahhüt borcu altındaydı belediye.</p><p><b>►Bunu seçim öncesinde biliyor olmanız laz</b><b>ı</b><b>m?</b></p> <p>Tahmin ediyordum. 30 milyon lira civarı yükün altına gireceğimizi tahmin ediyordum. Ancak, göreve geldiğimizde 104 milyon lira borç devraldık.</p> <p><b>►Tahmininizin çok üzerinde?</b></p> <p>Evet. Bunların hepsi oluşmuş borç değildi. Geldiğimde, 18 milyon lira faturası kesilmiş, günü gelmiş geçmiş borç kapıda bekliyordu. 74 milyon lira da, tahahüt borcu vardı. Onu bertaraf ettik. 10 milyon lira civarında bugüne kadar ödeme yaptım. 9 milyon lira İller Bankası'ndan kredi çıkardım. Müteahhit bana değil, faturayı kesip ona gidecek, oradan alacak parasını. Bu arada giderleri azalttım. Gezileri kaldırdım. Mesela otobüs gezileri vardı. "Çanakkale'ye, Konya'ya, Edirne'ye gidiyoruz" gezileri... Dedim ki, şimdi gezme zamanı değil. Gezi amaçlı kimse bana gelmesin. Kendi partim de dahil, kim gelirse gelsin gezi için otobüs yok! Düşünün, yalnızca temizlik işlerinde 3 milyon lira civarında tasarruf yapmışız. Daire bir bütçe hazırlamış bana, "başkanım, temizlik işleri için 185 kişiye ihtiyaç var ancak 163 personel var." Dedim ki, "163 kişi ile aynı işi yapacaksın." Örneğin, bir başka konuda 45 geçici personel istemiş, ben 20 personel vermişim. Ev atıklarını temizlemek için kamyon ve kepçe kiralanacakmış. "Hayır, kiralanmayacak. Fen İşleri'nde var, istediğini oradan alacaksın" dedim. Herkesin altında bir araba vardı, icracı müdürlükler haricindekileri çektim, kullandırtmadım.</p> <p><b>►Makam aracı saltanatını bitirdiniz?</b></p> <p>Çok değildi ama bütün bunlar bir araya gelince işe yarıyor. Emlak vergisi tahsilatında, sağ olsun Gemlikli vatandaş Türkiye genelindeki en yüksek oranla vergisini ödedi. O esnada iki video yayınladım. 7 milyon liraydı toplamamız gereken vergi, 3.5 milyon lira geldi.</p><p><b>►Ne dediniz o videolarda?</b></p> <p>"İhtiyacımız var" dedim, "bu işleri yapabilmek adına sizin ödeyeceğiniz her kuruşa bu belediyenin ihtiyacı var. Enkaz edebiyatı yapıyor değilim ama durum budur" dedim. Bunun epey faydasını gördük.</p> <p><b>Benden Önce Belediyede Korku İ</b><b>mparatorl</b><b>ğ</b><b>u Kurulmu</b><b>ş</b><b>tu!</b></p> <p><b>►Dünyaya soldan bakan biri olarak, bu anlayışın</b><b>ı</b><b>z</b><b>ı</b><b>n belediyeye getirdiği farklılıklar var mı ?</b></p> <p>Benim yerime kim gelirse gelsin bir fark olacaktı. O yüzden kerameti kendimden saymayayım ama şöyle bir durum vardı: Belediye'de müthiş bir korku imparatorluğu kurulmuştu personel üzerinde! Sigara içecekler, insanların aklı gidiyor belediye başkanı görecek diye.</p> <p><b>►Belediye Başkan</b><b>ı</b><b>bunu gördü</b><b>ğ</b><b>ünde ne oluyormu</b><b>ş</b><b>?</b></p> <p>Savunma alıyormuş hemen, "mesai saati içinde sen neden sigara içmeye çıktın?" Diye. Gördüm ben o ruh halini. Belediye'nin asansörüne biniyorsun ilahi çalıyor. E ataist de var bu memlekette. Buna derhal son verdim. Asansörde ilahi de çalmayacak, Çav Bella da. Personelden beni bir kardeşleri gibi görmelerini istedim. Benim kapım hala açıktır, kapanmadı. Sabah makam arabasıyla evden gelirken duruyorum otobüs durağında, "hadi ben Gemlik'e gidiyorum" diyorum. Anneler, bacılar, kardeşler herkes biniyor arabama. Beraber gidiyoruz. Onlar bu arada meramını, derdini anlatıyor. Ben soruyorum, "var mı bir şikayetiniz?" diye. Bakın, ben Belediye Başkanlığını kazandığımda çok sevinen oldu ama hiç üzülen olmadı.</p> <p><b>►Bu çok yüksek bir iddia?</b></p> <p>Eminim, hiç üzülen olmadı.</p> <p><b>►Bunu nasıl tespit ettiniz?</b></p> <p>Anlıyor insan. Sosyal medyadan bir şey paylaşıyoruz, altında görebiliyosun onu. Baş örtülü kızlar da beğeniyor, camiye giden amcalar da, "tek yol devrim" diyen kardeşlerimiz de... "Tamam, işte bu belediyecilik" diyorsa sorun yok. Kardeş gibi yaşayacağız diyorum. Barışın ve huzurun kenti dedim. O iddianın altını doldurmaya çalşmazsam olmaz. "Gelinle kaynanayı barıştırcam" diyorum. Bundan daha büyük iddia mı olur?</p><p><b>İnsanları Irkları, Milliyetleri Üzerinden Ayrıştıramazsın!</b></p> <p><b>►Siz, geçtiğ</b><b>imiz yaz patlak veren krizde, "denize, sahile Suriyeli giremez!" Demeden, kimseyi ötekile</b><b>ş</b><b>tirmeden gayret gösteren bir belediye ba</b><b>ş</b><b>kan</b><b>ı</b><b>olarak kald</b><b>ı</b><b>n</b><b>ı</b><b>z ak</b><b>ı</b><b>llarda.</b></p> <p>Bursa'da üç tane sahil ilçesi var. İkisi CHP'li... Kendi partimin belediye başkanını zorda bırakmak istemem ama, ben sosyal demokrat olduğumu iddia eden bir adamım. İddia edebiliyorum sadece, öyle olup olmadığıma insanlar dışarıdan bakıp karar verecek. Benim anlayışıma göre insanları dinleri, dilleri, ırkları, mezhepleri, renkleri, milliyetleri üzerinden ayrıştıramazsın! Ayrıştırıyorsan, o iddia ortadan kalkar. Sen sosyal demokrat olamazsın. Biz o süreci, "Suriyeliler'in burada ne işi var? Ben bunları sokmayacağım!" Haline getirmedik. Çünkü o tavrımızın sebebi, onların nereli olduğu değil, ne yaptıkları idi. O yaptıklarını kamuya, umuma açık insanların bulunduğu yerde yapmaları doğru değildi. Yapılan şey doğru değildi. Yapılan şeye engel olduk. Kimin yaptığı ile ilgilenmedik. Ama ne oldu? (Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz) Hayri Abi'nin tutumu ulusal kanallara çıktı. Ulusal kanallara çıkmak isitoyrsan, öyle yaparsın. Öte yandan, insanlar Suriyelileri misafir etme noktasında rahatsız. Kendi evinde yokken o insanlara bakmak gibi bir mecburiyetle karşı karşıya bırakıldığını hissediyor ve bu yüzden de kızgın.</p> <p><b>►Gemlik'te durum nasıl?</b></p> <p>Gemlik'te yaklaşık 800 civarında Suriyeli mülteci var. Yerleşik hayatta binalarda oturuyorlar. Göreve geldikten sonra yaptığım en önemli işlerden biridir, Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ve Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü kurdum. Sosyal Hizmetler Müdürlüğü aracılığı ile ramazanda her gece 1000 haneye 1000 kişilik yemek gönderdik. Ayrıca her akşam aşevinde yemek verdik 500 kişiye. Bunları yaparken de, kim nereli, nereden gelmiş diye bakmadık. Suiyeli mi var içinde, Alevi mi var, Kürt mü var, Laz mı var, Çerkez mi var? Diye hiç bakmadık. Ben istiyorum ki, hiçbir çocuk evinde yatağa aç girmesin. Bu nedenle şimdi de Halk Market'i açıyoruz.</p> <p><b>►Nası</b><b>l bir proje bu?</b></p> <p>Şöyle bir şey yapacağız, evin reisi kadına bir kart çıkaracağız.</p><p><b>►"Evin reisi kadı</b><b>n..." Ne güzel bir ifade bu.</b></p> <p>Tabii, evin reisi kadındır. Benim evimin reisi de eşimdir. Evin reislerine bu kartları dağıtacağız. Bir market kuruyoruz. Rafları var, soğutma bölümleri var, giysi bölümü var, et, peynir bölümü var, her şey var içinde. Yurttaş geliyor oraya ayın istediği bir günü ve saatinde. İhtiyacı neyse ona göre alıyor. O kart geçiliyor. Sonraki ay otomatik olarak yeniden yükleme yapılıyor o karta. Para geçmiyor bu markette. Ne satın alma, ne de bağış aşamasında para yok. Örneğin Özlem, "ben yardım yapacağım, benim sosyal çevrem bu insanlara erişmeme çok müsait değil" diyor. Yardımda bulunmak isteyen kişiye ihiyaç listesi gönderiliyor. "İçinden istediğiniz kalem ve istediğiniz miktarda olanı satın alıp yollayın bize" deniliyor. Şeker, nohut, pirinç, et lazım diyelim. O kişi kendi bütçesi oranında alıp gönderiyor. Bir şartımız var, "üretim tarihi, son kullanma tarihi ve üretici firma bilgileri üzerinde yazılı olsun" diyoruz. Kişi satın alıp gönderiyor, biz o gönderdiği malzeme karşılığı teslim alındı belgesi veriyoruz ve ürünler raflarda yerlerini alıyor.</p> <p><b>►O zaman, bu ropörtajla bir çağr</b><b>ı</b><b>da yapm</b><b>ış</b><b>olalım. Gücü olanlar, paylaşmak isteyenler Gemlik Belediyesi'nin başlattığı bu anlaml</b><b>ı</b><b>projeye, Halk Market'e destek olsun.</b></p> <p>­Evet. Çok sevinirim. Örneğin, Üç-Ge Fabrikası rafları yapıyor, (Ertuğrul Kaplan-Kaplanlar Soğutma) Ertuğrul Abi ile görüştük, soğutma dolaplarını onlar yapıyor. Hemen hemen tamamladık. Bu anlamdaki bir diğer projemiz ise kreş kuruyoruz. Bu kreşte Gemlik'te asgari ücretle çalışan kadınlarımızın çocuklarına bakılacak. Kadının asgari ücretle çalışıyor olması, yani dar gelirli olması şart. Kadınlar çalışma hayatının içinde yer almalı. Kendi ayaklarının üzerinde durabilmeli. Bu da ancak çocuklarına sağlıklı bir bakılma ortamı oluşturulabilmesiyle mümkün.</p><p><b>Yerli Otomobil Fabrikası</b><b>'n</b><b>ı</b><b>n Gemlik'te Kurulmas</b><b>ı</b><b>yla Umuda Yolculuk Ya</b><b>ş</b><b>anacak.</b></p> <p><b>►Bu noktada öncelikle gözünüz aydı</b><b>n diyorum. Yerli Otomobil Gemlik'te üretilecek</b></p> <p>Umarım söylendiği şekliyle faaliyete geçer ve Türkiye artık kendi otomobilini üretir durumda olur. Ben de, Türkiye'nin ilk yerli otomobilinin üretildiği yerin belediye başkanı olmaktan gurur duyarım. Ben o açıklamayı duyunca mutlu oldum. "Yaşasın ya. Gemlik'e uğurlu gelecek demiştim, vallahi uğurlu geliyoruz" dedim. Gemlik zeytinin başkenti. Aynı zamanda artık ilk yerli otomobilin beşiği, ev sahibi olacak. Ancak bir yandan da kendimi düğün yapan anne-baba gibi hissediyorum.</p> <p><b>►Panik mi var?</b></p> <p>Şöyle oluyor, düğünümüz var deyince iki hane halkının tamamı ayağa kalkar mutluluktan ama anne babalar hep temkinlidir. "Nasıl yaparız, düğün salonunu kaça kiralarız? Bütçemiz yetecek mi?" Derken düğünün keyfini çıkaramaz. "Neşesi iki kişiye, tasası deli komşuya" hesabı uğraşır durur. Bakın, 4500 kişilik istihdamdan bahsediliyor. Yan sanayii üretecek firmalarla beraber 20 bin kişilik istihdam düşünülüyor. Cumhurbaşkanı ağzıyla söyledi bunu, herkes duydu. İşi olmadığı için hayal kuramayan gençlerimiz Gemlik'e bakıyor artık. Gemlik'e yeni göç alma ihtimalimiz var. 81 vilayetten umuda yolculuk yaşanması ihtimali var. Ben şimdi ona dertleniyorum. Nasıl hazırlıyacağım bilmiyorum. Gemlik'te imar alanlarının yapıya doygunluk oranı yüzde 99. Yeni imar alanlarına ihtiyacım var. Kiminde zeytinlik kanunlarına takılıyoruz, kiminde mera, kiminde orman... Eğer birileri gelecekse, benim yeni imar alanlarıyla, yeni yaşam alanlarıyla hazır bekliyor duruma gelmem lazım. Bunun dışında, benim şu anda kendi kentimde yaşayan işsiz çocuklarım var. 3500 öz geçmiş geldi belediyeye şu ana kadar. O gençleri, o haliyle alıp yüksek teknoloji ile üretilecek fabrikada çalıştırmak mümkün değil. Mümkünse eğer, o fabrikada o çocukların istihdamını sağlamaya yönelik çalışmalar yapmamız lazım. Cumhurbaşkanımız bu projeyi söylediği dakikadan itibaren odaklandığım işler bunlar. Gemlik'teki işsizlik haritasını çıkartıyoruz. İki yer belirledik, mutlaka o zamana kadar meslek lisesi yaptırmam lazım. Gemlik'te bir endüstiri meslek lisesi var, 126 da fabrika var. Şimdi bir tane daha fabrika geliyor.</p><p><b>►Marmara Kimya Sanayii ile ilgili düş</b><b>ünceniz nedir?</b></p> <p>Bir taraftan yanlış anlaşılmaktan korkuyorum. "CHP'liler her şeye karşı" durumu ortaya çıksın istemiyorum ancak, şöyle bir durum var. Gemlik'te zaten 1970'li yıllardan beri faaliyet gösteren bir kimya tesisi bu. Bir kapasite arttırımı, yeni kimyasallar üretmek gibi bir talebi var bu kuruluşun. Önceki yönetim zamanında ÇET raporu müracaatını yapmış, benden önceki belediye başkanı "iyi ki yapıyorsunuz" yazısı yazmış, iş artık son raddeye gelmiş. Biz firma yetkililerine "gelin yapacağınız işin ne olduğunun anlatın" dedik. Sonuçta bu imardan ibaret bir şey değil. Gelip anlattılar. 600 sayfalık bir ÇET raporu var ortada. ÇET raporunu hazırlayan firma da Büyükşehir Belediyesi Çevre Komisyonu Başkanı bu arada. Bakın, bilim insanları "burada bir tehlike yok, rahat olun" diyene kadar benim endişe etmem lazım, şüpheyle bakmam lazım. Bir saatte 396 bin konut kadar su kullanacak bu tesis. Sonra bu su ısıtılmış olarak tekrar denize bırakılacak. Bu durum deniz suyu sıcaklığını kışın iki, yazın ise bir derece arttıracak. Denizde bir takım mikrobiyolojik canlılar var, midye var, deniz anası, yosun var. Bunlar nasıl etkilenecek? Hidrobiyolog çağırdım konuştuk. Adam, "mikrobiyolojik canlının birinde baskın bir karakter gelişir, geri kalanları öldürür" dedi.</p><p><b>Kendi Kalemize Gol Atmak İstemiyoruz.</b></p> <p><b>►Ekolojik denge bozulacak?</b></p> <p>Evet. Bu baskın karakter canlının sayısı sürekli artar, bunun sayısı arttığı sürece deniz suyunun rengi koyulaşır, bu da ısınmayı tetikler. Sonunda bir gün o canlı da kendi oksijen ihtiyacını karşılayamadığı için ölerek dibe çöker. Haliç de böyle oldu. O canlılar çürüyüp yukarı çıkınca kokudan yanında durulamaz alan ortaya çıkar. Şimdi bütün bu sonuçları doğurma ihtimalini düşünmek zorundayız. Biz kendi kalemize gol atmak istemiyoruz. Çünkü o gol çıkmaz.</p><p><b>Hayri Abi'yi Trafik Yoğunluğundan Kurtaracağız.</b></p> <p><b>►Hayalinizdeki Gemlik nasıl bir yer?</b></p> <p>Gemlik benim çocukluğumda, Marmara'nın incisi, zeytinin başkenti idi, aka aka geliyordu insanlar.</p> <p>Gemlik'i tahrip ettik. Doğru hazırlığı yaparsak, insanlar yeniden akın akın Gemlik'e gelir. Bunu yapma yeteneği hem kentin var, hem kentlinin var, hem de çok şükür belediye idaresinin var. 62 kalem proje hedefi ortaya çıkarttım. Bir kısmı bizim, bir kısmı Büyükşehir Belediyesi'nin, bir kısmı Hükümet'in sorumluluk alanları içersinde. Doğru işler olduğunu vatandaş kabul etti, biz sıraya koyduk. Anketler gösterdi ki, kreş ve Halk Market en üst seviyede. Engelsiz taksi istiyor vatandaş mesela. Onu bir firmayla nerdeyse bitirmek üzereyim. Bütün bu işleri vatandaştan aldığımız yetki ve onların koyduğu sıra çerçevesinde yapacağız. Bakın büyük bir idda ile söylüyorum, Hayri Abi'yi trafik yoğunluğundan kurtaracağız. Gemlik benim babamın çiftliği değil! Ben oradaki 112 bin insan içersinde sadece 5 kişiyim. Ben, eşim ve üç çocuğum. Vallahi de, billahi de, her partiden insan, her biri eşit şekilde istifade edecek hizmetlerden. Gemlik'e destek verilsin. Gemlik çok kötü kullanılmış, mahrum bırakılmış pek çok şeyden. Ben kavga etmeyi seven bir adam değilim. İyi kavga ederim ancak, kavgadan çok konuşmanın insana yakışan ve doğru sonuçları ortaya çıkartan bir iş olduğuna inanmıyorum. Basın dahil herkesi Gemlik'e destek olmaya davet ediyorum.</p> <p> </p>]]></content:encoded>
	                    <pubDate>Fri, 10 Jan 2020 05:01:17 +0300</pubDate>
                    <dc:haberid>1590</dc:haberid>
                    <dc:sehirid>16</dc:sehirid>
                    <dc:sehir>Bursa</dc:sehir>
										<enclosure type="Array" url="http://www.partihaberleri.com/images/haberler/b8fe48d85f31a8e64af92e90db49cd65.jpg" length="Array"/>
					<images>
						<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberler/b8fe48d85f31a8e64af92e90db49cd65.jpg</image>
																		<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/b8fe48d85f31a8e64af92e90db49cd65.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/c6c3029ac8032127e819b13b62c00039.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/6435734450a89c8ce68fe0594576ced6.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/9837a6559db47b043f64a89727902297.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/704915b4eeed06317432dbce7369a868.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/9bb0ce263c7ae713cef32da638c58683.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/736d9e3638774a7845d1b0dc0d02c626.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/3c70139a4e2321e81793aaf701ea4f55.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/4c631e509bf94db486382a91aa1b7c6e.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/e7d07ff805deb393a22e75811778880c.jpg</image>
					       					</images>
                </item>
                            <item>
                    <title>Menderes Türel : Antalyanın her yeri petrol kuyusu kadar değerli</title>
                    <category>RÖPORTAJ</category>
                    <categoryid>15</categoryid>
                    <link>http://www.partihaberleri.com/roportaj/menderes-turel-antalyanin-her-yeri-petrol-kuyusu-kadar-degerli/1597</link>
                    <guid>http://www.partihaberleri.com/roportaj/menderes-turel-antalyanin-her-yeri-petrol-kuyusu-kadar-degerli/1597</guid>
                    <description><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, "Antalya'ya ne yapsak az gelir. Her köşesi petrol kuyusu kadar değerli ve güzel proje alanı. Çok önemli vizyon projeleri kazandırıyoruz, çoktan yapılmış olması lazımdı keşke bugüne kadar yapılmış olsaydı]]></description>
	                    <content:encoded><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, "Antalya'ya ne yapsak az gelir. Her köşesi petrol kuyusu kadar değerli ve güzel proje alanı. Çok önemli vizyon projeleri kazandırıyoruz, çoktan yapılmış olması lazımdı keşke bugüne kadar yapılmış olsaydı<p>Tatil denince herkesin ağzından Antalya kelimesini duymak sanırım mümkün. Antalya gerek kültür gerek sanat gerekse tarım ve turizmi ile açık ara Türkiye’nin birçok ili arasında öne çıkıyor. Antalya Belediyesi hayata geçirdikleri projeler ve kente kazandırdıkları yeni cazibe alanlarıyla Antalya’yı dünyanın örnek kentlerinden biri haline getirmiş. Antalya’da sahil şeridi boyunca yürümeye başladığımda bunu daha iyi anlayabiliyor insan. Evet Antalya bence Türkiye’nin en yaşanır, en güzel, en rahat şehirlerinden biri olmuş bile.</p><p>Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel ile biraz geçmişe biraz geleceğe dair konuştuk. Başkan Türel ile YeniBirlik Gazetesi için çocukluğuna dair ilginç detaylar paylaştı bizimle..</p><p><b>Antalya’yı bugünüyle değerlendirir misiniz?</b></p> <p>Antalya bugün çöpünden elektrik üreten, güneş enerji santralleri ile çiftçisine sulamada kullandığı elektriği bedava veren, arıtılmamış bir damla atık suyu denize akıtmayan bir şehir haline geldi. Tarımıyla, turizmiyle, sanayisiyle, ticaretiyle güçlü bir ekonomik yapıya kavuştuğunu söyleyebilirim.</p> <p><b>“EN BÜYÜK YATIRIMCI BİZİZ”</b></p> <p>Büyükşehir Belediyesi olarak bugün Antalya’da önemli yatırımlar yapan bir kurumuz. Antalya’nın en büyük turizm yatırımcısı Büyükşehir Belediyesi’dir. Çünkü arıtma tesislerinden tutun da, Antalya’yı güzelleştiren park, bahçe, peyzaj çalışmalarına kadar, Konyaaltı Sahil Projesi, Boğaçayı Projesi, Tünektepe Projesi dahil yaptığımız tüm yatırım ve hizmetler Antalya’nın gelişmesi ve zenginleşmesi içindir. Bizler bu hizmetleri yaparsak Antalya zenginleşecek. Biz inisiyatif alıp elimizi taşın altına koymazsak Antalya’yı kaderine mahkûm etmiş oluruz. Antalya kaderine mahkûm edilebilecek bir şehir değildir.</p> <p><b>Siyasete girişinizde sizi en çok ne etkiledi?</b></p> <p>Siyasetin içinde bir ailenin evladı olarak doğup büyüdüm. Dedem Demokrat Parti kurucusu ikinci başkanı, babam Menderes’in ve Süleyman Demirel’in Antalya’daki en yakın arkadaşı. Adalet Partisi çizgisinden gelen bir ailede büyüdüm. Babam gazeteci daha sonra amcam Anavatan Partisinin kurucularından rahmetli Turgut Özal’ın kabinesinde enerji ve tabii kaynaklar bakanlığı ve devlet bakanlığı yaptı. Ticaret odası başkanıyken Antalya’da 2004’te yerel seçimlerde ismim öne çıkmaya başladığında bizde memleket sevdası olan biri olarak şehrimize hizmet etmek duygusu beni bu yönde çalışmaya karar vermeme neden oldu.</p> <p><b>Unutamadığınız çocukluk anınız var mı?</b></p> <p>Çocukluğumda Yüksel Menderes yemeğe gelmişti ben kimseye haber vermeden evden çıkıp balık tutmaya gittim. Tabi annemler beni arıyor bulamıyorlar. Herkes panik. Benden haber alamayınca herkes panik içinde. Ben hiçbir şey olmamış gibi eve dönüyorum ve büyük bir fırça yemiştim annemden hiç unutamam bu anımı.</p> <p><b>Çocukluğunuzda hayaliniz miydi?</b></p> <p>Evet çocukken başkan olmayı hayal etmiştim. Rahmetli Turgut Özal’ın bir sözünü asla unutmam ve çok sık tekrar ederim. “Hayal etmekten korkmayın” Hayallerinizin peşinden koşun bunu herkese tavsiye ederim. Ben çocukluğumdan beri hep hayalimdi, siyasette iyi bir makamda görev yapmak, hayatım boyunca bunun gayreti ve çalışması içinde oldum.</p><p><b>SAHİL YOLU PROJESİ</b></p> <p>Uluslararası ödül alacak derecede büyük bir proje yaptık. Sanırım bir ödül geldi bize ama henüz daha açıklanmadığı için biz de duyurmadık. Türkiye’nin en önemli ve en güzel sahil projesini yaptık. Ben Miami, South Beach’ten Nice, Cannes, Monte Carlo, Yunan adalarına kadar her yeri gördüm inceledim. İnanın bütün bu saydıklarımın arasında en güzel Antalya sahili, biz yaptık diye söylemiyorum ama en güzeli bizde.</p> <p><b>Antalya için yeni projeleriniz var mı?</b></p> <p>Antalya’ya ne yapsak az gelir. Her köşesi petrol kuyusu kadar değerli ve güzel proje alanı. Çok önemli vizyon projeleri kazandırıyoruz, çoktan yapılmış olması lazımdı keşke bugüne kadar yapılmış olsaydı ama kısmet bize oldu</p> <p><b>ANTALYA DÜNYA ŞEHRİ</b></p> <p>Alt yapı sorunumuz kalmadı. Vizyon projelere de bu dönem başladık. Antalya’yı dünyanın şehirlerinin önüne geçirecek bir şehir yapmaya gayret ediyoruz. Antalya’ya hizmet etmek benim için şeref, gece gündüz çalışmaya devam edeceğim.</p> <p><b>Belediyecilikte örnek aldığınız kişi kimdir?</b></p> <p>Belediyecilikte örnek aldığım kişi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Cumhurbaşkanımız bir duayen, cumhurbaşkanımızın yapmış olduğu belediyecilik modelini örnek alıyorum. Biz de onun ortaya koyduğu belediyecilik örneklerini birçok alanda yapmaya gayret ediyoruz. Adeta İstanbul’da destan yazmış hatta belediyecilik literatürüne onun döneminde girmiş. Her belediyede hatta muhalefet belediyelerinde bile onun sistemini uyguluyorlar. Dolayısıyla biz de örnek alıyoruz.</p><p> </p>]]></content:encoded>
	                    <pubDate>Thu, 25 Jul 2019 05:07:18 +0300</pubDate>
                    <dc:haberid>1597</dc:haberid>
                    <dc:sehirid>7</dc:sehirid>
                    <dc:sehir>Antalya</dc:sehir>
										<enclosure type="Array" url="http://www.partihaberleri.com/images/haberler/57a53bd996ca091711256537a2aa8359.jpg" length="Array"/>
					<images>
						<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberler/57a53bd996ca091711256537a2aa8359.jpg</image>
																		<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/57a53bd996ca091711256537a2aa8359.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/a494e901e47ee273e1712bf96adfa28e.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/89d50a2bf4f4fa131aad18899e57eab8.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/220b13d8d2fd3c69966618c45c46841f.jpg</image>
					       					</images>
                </item>
                            <item>
                    <title>Alinur Aktaş Belediyecilik Tecrübemi Sorgulatmam </title>
                    <category>RÖPORTAJ</category>
                    <categoryid>15</categoryid>
                    <link>http://www.partihaberleri.com/roportaj/alinur-aktas-belediyecilik-tecrubemi-sorgulatmam/1598</link>
                    <guid>http://www.partihaberleri.com/roportaj/alinur-aktas-belediyecilik-tecrubemi-sorgulatmam/1598</guid>
                    <description><![CDATA[Alinur Aktaş : ''Ben iyi anılmak istiyorum. En büyük duam bu... Allah hayırlı ömür, hayırlı ölüm nasip etsin.'']]></description>
	                    <content:encoded><![CDATA[<p>Alinur Aktaş : ''Ben iyi anılmak istiyorum. En büyük duam bu... Allah hayırlı ömür, hayırlı ölüm nasip etsin.''</p> <p>Yerel seçimlere kısa bir süre kala yeni dönemin en güçlü adaylarından biri konumundaki AK Partili Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'la röportaj yaptık.</p> <p>Röportaja her zamanki pazarlığımla,<b>"Sansür yok. Ne istersem sorarım?"</b>diye başladım. Başkan Aktaş kabul etti ve ben de sordum.</p> <p>Sohbete o zor zamanlardan başladık. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısı sonrasında istifa etmek durumunda kalan eski Başkan Recep Altepe döneminin hemen sonrasıyla...</p> <p>Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar ve Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali ile birlikte Bursa'nın potansiyel Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak Ankara'ya çağırılması... Görevin kendisine tebliğ edilmesi...</p> <p>O an neler hissettiği...</p> <p>Görevin kendisine verilmesinin ardından eski Başkan Recep Altepe'ye attığı mesaj... O mesaja yanıt gelmeyişi ile ilgili yorumu...</p> <p>Sonrasında yaşananlar...</p> <p>Devasa bir borç yüküyle devraldığı Bursa Büyükşehir Belediyesi'nde haftalarca sabahlara kadar çalışmak zorunda kalması...</p> <p>Alinur Aktaş, kendi deyişiyle<b>"üstünlük taslamayı sevmiyor"</b>ancak tevazu göstermek adına kendisine olan özgüvenini ortaya koymaktan da çekinmiyor.</p> <p>Mesela en çok 14 yıllık Belediye Başkanlığı deneyimi ile finans ve proje yönetimine güveniyor.</p> <p>Adalet kavramını görece bulmakla birlikte adil bir Belediye Başkanı olduğuna inanıyor.</p> <p>Kamuoyunun gündeminde tartışma konusu olan Mercedes marka yeni makam aracı ile ilgili sorularımı yanıtlarken, seçim sürecine girilmesi nedeniyle gerçeğin dezenformasyona uğradığını ve hatta evriltildiğini vurgulayarak lüks takıntısının olmadığını söylüyor.</p> <p>Tüm özel işlerinde kendi aracını kullanıyor. Üzerine bir de trafik cezası yiyor!</p> <p>Aday adaylığı ile ilgili niyetini ortaya koymuş tek isim olduğu için röportaj sırasında gündeme getirdiğim AK Partili eski Bakan Faruk Çelik'in tavrı ile sorularıma son derece zarif ifadelerle ve fakat alt metinlerde önemli vurgular yaparak, örneğin AK Parti felsefesini hatırlatarak yanıt veriyor.</p> <p><b>"En zor zamanlarda görevden kaçmadım. Şimdi de kaçmam"</b>diyerek yeni dönemle ilgili niyetini net bir şekilde ortaya koyuyor.</p> <p>Ve bununla bağlantılı olarak<b>"Ankara'dan ışık"</b>alıp,<b>"güzel şeyler"</b>duyduğunu belirtiyor.</p> <p>Hatırı sayılır bir süredir, kapsamlı ve uzman ekiplerle yeni dönem için hazırlık yapıp, iddialı projeler üretiyor. (Ama asla bunların hepsini şimdiden söylemiyor.)</p> <p>Partisi tarafından yeniden aday gösterilmemesi halinde asla gönül koymayacağını ve daima AK Parti adayına oy vereceğini vurguluyor.</p> <p><b>Ve final...</b></p> <p>Yeniden seçilsin ya da seçilmesin nihai hedefinin arkasında güzel bir iz bırakarak iyi anılmak olduğunu anlatıyor.</p><p><b>►Biraz başa dönerek başlayacak olursak,</b><b>Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar ve Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali ile birlikte potansiyel Büyükşehir Belediye Başkanı olanrak</b><b>Ankara'ya</b><b>çağırılan üç isimden biriydiniz. Ve siz İnegöl Belediye Başkanı olarak Ankara'ya gittiğiniz o günün akşamında Bursa'ya</b><b>B</b><b>ü</b><b>y</b><b>ü</b><b>k</b><b>ş</b><b>ehir</b><b>B</b><b>elediye Ba</b><b>ş</b><b>kan</b><b>ı</b><b>olarak d</b><b>ö</b><b>nd</b><b>ü</b><b>n</b><b>ü</b><b>z.</b><b>G</b><b>ö</b><b>rev size</b><b>verildiğinde</b><b>ne hissettiniz.</b><b>Tabii ki gurur duydunuz, iftihar ettiniz ancak, hiç "eyvah! Bu yükün altından nasıl kalkılır" demediniz mi?</b><br> Öncelikle teşekkür ederim, hoş geldiniz. Şöyle ifade edeyim. Bu tabi sadece orada son bir kaç saatte alınan bir karar değildi. Bunun bir backgroundu var. 30 Ekim tarihinde burada bir temayül yoklaması yapıldı. İki genel başkan yardımcısı geldi bu temayül yoklaması için. Milletvekillerinin, eski Bakanımızın ve İl Başkanı Ayhan Salman Bey'in görüşleri alındı. Muhakkak farklı kanallardan da alındı. Bir de, bizim Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı'nda hepimizin bir karnesi var. Bütçe karnesi var, anket karnesi var. Bütün bunların toplamı sonucunda bir karar çıktı. Ve tabii nihai kararı, tavsiye ve önerilerini de belirterek Sayın Cumhurbaşkanımız tebliğ etti. Duygu boyutuna gelince, karışık bir duygu. Bir kere birşeye layık görülmek güzel bir duygu. Daha üst, daha büyük bir göreve, daha zor bir göreve layık görülmek çok güzel. Ama beraberinde bu sizin hayatınızın gidişatını etkileyen bir konu. Endişe demeyelim de, kafanızda soru işaretlerinin olması da kaçınılmaz bir gerçek. Ama şu bir vaka; O akşam Ankara'dan döndüm ertesi sabah 8.00'de meclis toplantısı için İnegöl Belediyesi'ne gittim ve Büyükşehir Belediye Meclis toplantısına kadar İnegöl'de çalıştım. Ve buraya önce grup toplantısına geldim. Ve on güne yakın bir süre geceleri 12.00'den önce buradan çıkmadım. Her gün İnegöl Belediyesi'ne gittim ve benden sonra görevi devralan Başkanımıza her gün en az iki üç saat devam eden işlerle ilgili önerilerde ve tavsiyelerde bulundum. Kendisi benim başkan yardımcımdı ama devam eden işler, muallakta kalan, sıkıntılı konularla alakalı tavsiyelerde bulundum.</p> <p><b>►Bir önceki Belediye Başkan</b><b>ı</b><b>Recep Altepe'den size benzer bir destek geldi mi?</b><br> Bana gelmedi çünkü mevcut belediye başkanı çekilmişti. Ve ben bir aya yakın bir süre sabah üçlere, dörtlere kadar çalıştım burada. Benim için en büyük güç inancımdı. Ben inancımdan hiç bişey kaybetmedim. Ya bu iş olacaktı ya da olacaktı. Başka bir alternatifi yoktu.</p><p><b>Finans ve Proje Yönetiminde İyiyim</b></p> <p><b>►Peki sizce neden siz seçildiniz?<br> Yani Mustafa Dündar ya da İsmail Hakkı Edebali yerine neden siz Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görevlendirildiniz?</b><br> Her ikisi de çok değerli arkadaşımız. Çok önemli tecrübeleri var. Bir kere yaş olarak benden daha tecrübeliler. Belediyecilik anlamında da ben onlardan daha fazla tecrübeliydim. Sürem daha fazla. Ancak tabii her iki arkadaşım da daha önce parti yönetimlerinde bulunmuş, teşkilatçılık yapmış, önemli görevler almış insanlar. İsmail Bey'in mühendis formasyonu da var. Mustafa Bey'in milletvekilliği de var. Sanırım eldeki karnelere bakıldı.</p> <p><b>►Sizin karneniz nasıldı?</b><br> Karne iyiydi herhalde ki, benimle alakalı karara varıldı diye düşünüyorum. Ama<b>"</b><b>ben onlardan daha</b><b>ü</b><b>st</b><b>ü</b><b>n</b><b>ü</b><b>m</b><b>"</b>gibi bir yaklaşım içinde asla olmam. Sonuçta bunu karar vericiler bilir.</p> <p><b>►Üst</b><b>ü</b><b>nl</b><b>ü</b><b>k olarak</b><b>değil tabii ancak sonuçta sizi ön plana çıkaran bir şey varmış?</b><br> Senin özelliğin nedir bu noktada diye sorarsanız...</p> <p><b>►Evet, tam da öyle sormuş ola</b><b>yım.</b><br> Bir kere ben finans yönetiminde iyi olduğumu düşünüyorum. Proje yönetiminde iyi olduğumu düşünüyorum. Bir de sıkıntılı bir durum vardı. Belediye'nin şu an gitmeyen, kilitlenmiş bazı konuları vardı. Belki de bunları aşma noktasında daha başarılı olabileceğimi düşünmüş olabilirler. Dedim ya, ellerinde kamuoyu araştırmaları var, bütçe yönetimiyle alakalı altı aylık performans karnelerimiz var. Bunları üst üste koydular belki ve bu sürecin benimle daha iyi gidebileceğini düşündükleri için böyle bir karara varmış olabilirler.</p><p><b>Tayyip Erdoğan'dan Alinur Aktaş'a</b><br> <b>"Alinur halkın içinden asla kopmayacağız!"</b></p> <p><b>►Cumhurbaşkınımızla görüştü</b><b>k nasihatlarda bulundu dediniz. Ne</b><b>lerdi bu nasihatler?</b><br> Orada yalnız değildik. Diğer iki Belediye Başkanımız da vardı. Her üçümüzü de yanına aldı ve<b>"a</b><b>rkadaşlar</b><b>,</b><b>yaptığımız inceleme</b><b>,</b><b>araştırma ve istişareler neticesinde</b><b>A</b><b>linur kardeşimizin</b><b>B</b><b>ü</b><b>y</b><b>ü</b><b>k</b><b>şehir</b><b>B</b><b>elediye</b><b>B</b><b>aşkanı olmasına karar verdik. Bursa</b><b>'</b><b>da</b><b>,</b><b>başta kentsel dö</b><b>n</b><b>üşü</b><b>mle alakal</b><b>ı ciddi sıkıntılar olmak ü</b><b>zere</b><b>,</b><b>trafik ve ula</b><b>şım</b><b>da</b><b>ç</b><b>ok s</b><b>ıkıntı ve problem olduğunu biliyorum. Bursa bizim ç</b><b>ok</b><b>ö</b><b>zel</b><b>ö</b><b>nemsedi</b><b>ğimiz bir şehir. Dolayısıyla</b><b>,</b><b>B</b><b>ursa</b><b>'</b><b>yla ilgili 2019</b><b>S</b><b>eç</b><b>imleri'ne en</b><b>g</b><b>üç</b><b>l</b><b>ü</b><b>şekilde çıkabilmek iç</b><b>in bug</b><b>ü</b><b>nden itibaren ne yapmam</b><b>ız gerekiyorsa o performansı ortaya koymamız lazım. Bü</b><b>t</b><b>ü</b><b>n arkada</b><b>şlarımızın</b><b>A</b><b>linur</b><b>B</b><b>aşkanımıza destek vermesi lazım.</b><b>Alinur,</b><b>halkla ili</b><b>şkileri ç</b><b>ok</b><b>ö</b><b>nemseyece</b><b>ğiz. Halkın iç</b><b>inden asla kopmayaca</b><b>ğız. Halkla ilişki kurduğumuz</b><b>u</b><b>zannedip</b><b>de,</b><b>kalabal</b><b>ık gruplarla gezmektense</b><b>,</b><b>halka dokunacağız. Gerçek manada</b><b>dokun</b><b>acağız. Tevazuyu elden bırakmayacağız.</b><b>Bursa</b><b>'</b><b>nın tü</b><b>m il</b><b>ç</b><b>elerine</b><b>eşit yaklaşacağız. Sıkıntılı işleri acilen toparlayacağız"</b>dedi. Tabii ki ben daha sonra da Sayın Cumhurbaşkanımızla aylık Belediye Başkanları Toplantısı'nda bir çok kere görüştüm. Mesela kendisiyle Mart ayında tam 57 dakikalık özel bir görüşme yaptım. Daha sonra da başka görüşmelerimiz oldu.</p><p><b>►Mali açıdan son derece zorlu bir belediye devraldınız? Uzun vadeye yayılmış ciddi bir borç yükü vardı. Şu anki mali tablosu nedir Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin?</b><br> Özlem Hanım belediyelerin borcu olur. 2032'ye kadar değil 2052'ye kadar da olabilir. Mesele bu borçların sürdürülebilir olması. Bu kendi ticaretinizde de olsa, ev bütçenizde de olsa böyledir. Her ay belirli bir geliriniz ve belirli bir gideriniz var. Bunların arasında bir dengesizlik var mı, yok mu? Önce bunu bir ayarlamaya çalışırsınız. Beraberinde, geleceğe yönelik belirli yatırımlar yapacaksanız buna göre bir planlama yaparsınız. Nihayetinde burası bir hizmet kuruluşu. Burası kar amaçlı bir kuruluş değil. Dolayısıyla insanları hizmetle buluşturabilmek için sizin her ay bir artınızın olması lazım. Oysa bütçenizde artı yok! Gelenin gideni karşılayamadığı aylar var. Böyle bir sıkıntı var. E bir de göreve yeni gelmişsiniz. Sizin bir takım artılar sunmanız lazım. Suyu ucuzlatmanız lazım. Çünkü su şehrinde suyu çok pahalı kullanıyoruz diyor insanlar. Ulaşımla alakalı sorunlar var. İnsanları toplu ulaşıma teşvik etmek için ulaşımla alakalı hamleler yapmanız lazım. Bunu da yapmak için bütçe lazım. Bakın ulaşımda yüzde 10 indirimin maliyeti 66 milyon lira... Suda indirimin bir yıllık maliyeti 66 milyon lira. Suda bir kere indirim yaptık şimdi ikinci bir indirim daha yapacağız. Kasım ayında hayata geçmiş olur. Ulaşımda mesela şöyle bir gerçek var. Vagonlar gidiyor, geliyor... Şayet siz bu vagonlara yüzde 10 oranında daha fazla yolcu bindirirseniz maliyeti otomatikman zaten karşılarsınız. Kaldı ki, yolcu taşımada yaklaşık yüzde 12'lik artış var. Bunların hepsi bir bütün ve bu bütünü ele alacaksınız, bunların sevk ve idaresiyle alakalı bir sistem ortaya koyacaksınız. Önceki dönemde bunun finansmanıyla alakalı arsa satılmış. Arsa satarak bu farkların ve eksilerin finansmanı sağlanmış. Şimdi satılacak arsa da kalmamış doğru dürüst. Benim rakamları iyi yönetmem lazım. Fazla araç, fazla personel, fazla israf varsa bunları çözmem lazım.</p> <p><b>Benim Lüks Takıntım Yoktur</b></p> <p><b>►Araç demişken, yeni makam aracınız çok tartışıldı.</b><b>Bir yandan tasarruf derken bir yandan da yeni bir Mercedes araç aldınız?...</b><br> Büyükşehir Belediyesi'nin makam aracı yok. Burulaş'ın iki tane Mercedes arabası vardı. Bizim bu iki aracımıza geçtiğimiz Ocak ve Ağustos ayında, yani 8 ay arayla harcadığımız bakım parası 160 bin lira! Ve en az beş kez yolda kaldım Ankara'ya giderken. Birkaç kez de toplantıya geciktim. Ben bu iki arabayı satıp, yerine 4 yaşında bir araba aldım. Kesinlikle sıfır araç almadım. Bırakın sıfır lüks bir araç almayı, Belediye'nin menfaatine bir hareket yaptım. Takdir edilmem gereken bir hareket... Ancak seçim sattı mahalinde olduğumuz için şahsımla alaklı böyle bir dezenformasyon yapılıyor diyelim. Acaba belediye başkanı kendisi tasarruf derken, lüks bir araç mı aldı?</p><p><b>►Sanırım sorgulanmak istenilen tam da bu.</b><br> İnanın benim lüks takıntım yoktur. Bir de şunu iddia ediyorum. Ben kendi arabamla çok gezen birisiyim. Bazı sabahlar kendi arabamla geliyorum. Özel işlerimde kesinlikle kendi arabamı kullanırım. Benim asla araç kompleksim olmadı. Ama bu harekette bile bir tasarruf var. Bakın, eski iki aracın Ocak ve Ağustos bakımlarının aylık maliyeti 22 bin lira. Bana iki araç değil bir tane araç lazım. Ben iki aracı vermişim, üzerine 120 bin lira koyup tek araç almışım. Lüks merakım olsa gider daha üst seviye, daha lüks, daha havalı bir araç alırdım. Beni tanıyanlar çok iyi bilir, makamın tabii ki bir değeri vardır, tabii ki ağırlığı vardır. Bunu elden bırakmadım. Çünkü ben bu makamı temsil ediyorum. Ama bu benim için bir güç unsuru asla olmaz.</p> <p>Ben kendi arabamı kullanırken mesela bir trafik polisi beni tanımazsa hiç bir şey demem.</p> <p><b>►Velev ki sizi tanımadı ve ceza kesti?</b><br> Kesinlikle hiç bir şey demem. Mesela bundan iki hafta önce toplantı geç bitti ve buradan gece ikiye doğru kendi arabamla çıktım ve polis durdurdu. Yalnızdım araçta, memur bey yanıma geldi,<b>"</b><b>beyefendi</b><b>... Ehliyet, ruhsat?"</b>dedi. Ben ilk anda ehliyet ve ruhsatı bulamadım, daha doğrusu bulmam uzun sürdü. O bekleme anında memur tanıdı ve<b>"Başkanım, siz araba mı kullanıyorsunuz?"</b>dedi. Kendisine anlattım.<b>"Çok geç saatlere kadar çalıştığımız için</b><b>arkadaşlar</b><b>ç</b><b>ok</b><b>yoruldu. Onlar erken ayrıldı, bu yüzden de aracı kendim kullanıyorum"</b>dedim. Sonuçta memur görevini yaptı</p> <p><b>►Ya sizin Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunuzu fark etmeseydi? Ya da ceza kesmiş olsaydı?</b><br> Hiç rahatsız olmazdım bu işten. Çok rahat söylüyorum, rahatsız olmazdım. Bakın benim eşim Belediye Başkanı eşi olduğunu söylemez hiç bir yerde. Çocuğumun benim çocuğum olduğunu bilmezler. Söylemezler çünkü. Gittikleri yerde bir zorlukla karşılaşsalar bile asla söylemezler. Bu benim onlardan rica ettiğim bir durumdur ve onlar da asla söylemez. Bizim öyle kompleksimiz falan yok, gayet doğal ve rahatız, bunu samimiyetle söylüyorum. Kaldı ki, trafikte ceza yemişliğim de vardır.</p> <p><b>►Trafik kuralını ihlal ettiyseniz, ceza almanız bir vatandaş olarak beni mutlu etti.</b><br> Hızlı gidip radara girmişsen cezanı çekeceksin.</p><p><b>Tüm Projelerin Bilimsel Veriye Dayanması Lazım</b></p> <p><b>►Bir açıklamanızda fantezi projelere</b><b>karşı olduğunuzu belirtmiştiniz.</b><b>Nedir mesela fantezi projeden kastınız</b><b>?</b><br> Şehir adına yapılmış hiç bir projeye fantezi diyerek onu hafife almak, yok kabul etmek gibi durum söz konusu değil. Mevcut projelerin tamamını inceledik. T2 Hattı'nı da inceledik. Yüzde 65-70'lik kısmı yapılmıştı, devamıyla alakalı bir karar aldık. Bakın, tüm proje ve kararların bilimsel bir veriye dayanması lazım. Üç milyonluk bir şehri konuşuyoruz. Şehrin yüzde 71-72'sinin merkezde yaşadığı bir metropolü konuşuyoruz. Dolayısıyla burada ulaşımla alakalı bir şey yaparken bunun bir bilimsel veriye dayanması lazım. Bizim daha önceki metro hattımızda saatte 9 bin yolcu taşıma kapasitesine ait bir yer varken T2'de yaptığımız sayımlarda yolcu sayısı 2 bin 300 çıkıyorsa, bana göre bu bir fantezidir. Çünkü siz bunu yapsanız da işletmeyle alakalı bir altyapısı yok bunun. Orada kentsel dönüşümler yaparsınız, büyük iş merkezleri yaparsınız, insanları oraya çekecek bir unsur olur. Üniversite kurarsınız anlarım. Ama şu an yaptığınız o 7 bin 100 metrelik hatta vagonlarla birlikte 300 milyon lira parayı harcasanız da, bunu işletecek bir kapasite yok orada. Buna nasıl fantezi demem? Mesela stadyum... Bu ülkede 150 milyon liraya, 160 milyon liraya stadyumlar yaptık. Konya da yaptı, Antalya da yaptı hepsi yaptı. Hatta bunların da çoğunu devlet verdi, devlet desteğiyle yapıldı. Stadyum yapılırken bölgedeki hareketliliği düşünmek şart. Yaptığımız stadyumun maliyeti diğer kentlerde yapılanın 3-4 katına çıkıyorsa... Şehrin merkezinde olması hasabiyle de ciddi yoğunluk oluşturuyorsa... Bakın, aynı yerin karşısına biz hastane yapıyoruz. Hastane 7/24 yaşayan bir yer. Oysa stadyum iki haftada bir... O hastane 7/24 işlemesine rağmen stadyum kadar problem olmaz. Çünkü hastane düzenli işleyen bir yer, stadyum ise anormal yoğunluk oluşturan bir şey. Stadyum 15 günde bir kullanılır, senede de 20-22 sefer kullanılır Avrupa maçları ve hazırlık maçları da dahil. Dolayısıyla böyle bir projenin bana göre şehrin 20-30 km uzağında konuşlandırılması lazım. Gider mi peki insanlar? Tabii ki gider. Ben Bursaspor'u seviyorsam, futbol maçı izleyeceksem oraya tabii ki giderim. İşte şimdi biz, böyle projeleri daha rantabl hale getirebilmek için ne yapabiliriz? Onun hesabını kitabını yapmak durumunda kalıyoruz. Örneğin, T1 ve T3'le alakalı konuşacak olursak, kesinlikle lüzumsuz olduğunu söyleyemem. Burası 3 milyonluk bir şehir ve acil olan konuları öne koymak lazım. Örneğin, bana kırsaldan talep geliyor. İnsanlar,<b>"</b><b>başkanım benim kö</b><b>y</b><b>ü</b><b>n mobeseleri</b><b>diyor, yolum"</b>diyor.<b>"</b><b>Muhtar</b><b>ım ben senin şu an mobeseni f</b><b>a</b><b>lan yapamam</b><b>.</b><b>M</b><b>obese fant</b><b>e</b><b>zi bir iş</b><b>,</b><b>daha sonraki bir iş daha doğrusu. Biz yolu hallederiz</b><b>.</b><b>B</b><b>ir yer</b><b>leşim</b><b>biriminin ö</b><b>ncelikle hall</b><b>edilmesi</b><b>gereken</b><b>ihtiyacı</b><b>yol ve altyapıdır. Bir kere herkesin pırıl pırıl yolu olsun, herkesin altyapısı</b><b>,</b><b>su</b><b>yu,</b><b>arıtma</b><b>sı</b><b>dü</b><b>zg</b><b>ü</b><b>n olsun. Bu medeniyetin de gere</b><b>ği.</b><b>O</b><b>ndan sonra park</b><b>ı</b><b>,</b><b>spor sahas</b><b>ı, mahalle konağı olsun</b><b>.</b><b>O</b><b>ndan sonra biz mobese kamera</b><b>sistemi</b><b>kuralım. Ondan sonra</b><b>fitness aletleri koyal</b><b>ım. Bunlar sonraki konular. Biz belediyecilikte ne yapıyoruz</b><b>?</b><b>Y</b><b>olu yapmadan</b><b>,</b><b>gü</b><b>zel</b><b>ışıklı mışıklı lambalar</b><b>la falan</b><b>sü</b><b>sl</b><b>ü</b><b>yoruz. Ondan sonra</b><b>da</b><b>"aaaa,</b><b>ne güzel</b><b>olmuş."</b>Bir de, biz Büyükşehir Belediyesiyiz. Ben ilçe belediyesi başkanlarına da aynı şeyleri ifade ediyorum. Bizim öncelikli işimiz ne? Bunu kanun tanımlamış. Ulaşım, çevre, altyapı, imarla alakalı üst ölçekli planlar... Şehir nereye doğru büyüyecek, nasıl büyüyecek? Bundan sonraki büyüme potansiyelini neresi karşılayacak? Sanayide hangi noktaya gelmişiz? Bundan sonra hangi noktaya gidebiliriz? Bu planlamaları yapacak olah Büyükşehir Belediyesi'dir. Bizim ana konularımız tanımlanmış.</p> <p><b>►Ve fakat, göze de pek görünmeyen konular?</b><br> Aslında siyaseten kaymağının yendiği konular da sosyal konular. Işıklı mışıklı yollar, parklar... Bakın, 50 haneli bir kırsal mahallenin altyapısına 2 milyon lira para harcıyoruz. 1058 tane mahalle olduğu düşünülürse, harcanan parayı düşünebiliyor musunuz? Sadece Gemlik, Küçük Kumla ve Kurşunlu'nun arıtmasına harcadığımız para 70 milyon lira. Daha yeni tam teşekküllü olarak devreye girdi. Bunlar görünen hizmetler değil ama bir gün o deniz temizlendiğinde insanlar fark edecek bu hizmetlerin önemini. Belki bunun etkisi 10 sene sonra görülcek. Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın adının büyüklüğü de, buradan ileri geliyor. Mesela, turizmle ilgili ne yapabiliriz? Şehrin ekonomisiyle alakalı ne yapabiliriz? Dağ ilçelerinin kaderini değiştirebilmek için neler yapabiliriz? Büyükşehir Belediyesi tüm bu konularda gerçekçi projeler üretebilmeli.</p><p><b>Adil Bir Belediye Başkanı Olduğumu Düşünüyorum</b></p> <p><b>►Alinur Aktaş adil bir belediye başkanı</b><b>mı</b><b>?</b><br> Hiç kimse sütüm kara demez. Ben de demiyorum. Ancak adil olduğumu düşünüyorum. Tabii burada adalet çok göreceli bir kavram. Muhakkak surette haksızlık yaptığımız, bilmeden, istemeden incittiğimiz insanlar olmuştur. Bakın ben 1070 kişinin işine son vermek zorunda kaldım.</p> <p><b>►Neden zorunda kaldınız?</b><br> Bir kere bu insanların 400'ünü kanun işten çıkardı. Emekliliği gelenler artık devam edemiyordu kanunen. Bunun üzerine biz de eldekileri daha verimli kullanmanın hesabını yapmaya başladık. Sonrasında, daha az iş yapan, biraz daha verimsiz çalışanlarla alakalı tasarruf yapıldı. Ancak bu tamamen birimle alakalı. Belediye'nin 12 bin 700 civarı çalışanı vardı. Benim bu insanların hepsini tanımam imkansız.</p> <p><b>►Şimdi kaça düştü çalışan sayısı?</b><br> Şimdi 11 bin 600'e düştü. Ben girdiğim tüm toplantılarda da söylüyorum. Hepiniz belediyenin bir parçasısınız. O işçiymiş, o memurmuş, o taşeronmuş, o mühendismiş, o bilmem neymiş, yok! Sadece BUSKİ ve Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı şirketlerdeki genel müdür sayısı 160...</p> <p><b>►Sizce de</b><b>ç</b><b>ok de</b><b>ğil</b><b>mi?</b><br> Çok olmaz olur mu? Hatta anormal!</p> <p><b>►Ortalık mü</b><b>d</b><b>ü</b><b>rden ge</b><b>ç</b><b>ilmiyor</b><b>?</b><br> Zaten bu tip kurumlarda yapı büyüdükçe ve hantallaştıkça daha da büyük sıkıntı olur. Mesala bizim şu an 2-3 şubenin müdürlüğünü tek başına yapan arkadaşlarımız var. Yeni düzenleme yaptık ve aynı adam 2-3 şubenin müdürlüğünü yapıyor.</p> <p><b>►İşten çıkarmalarda</b><b>AK Partili olanları kayırdınız mı? Ya da hiç mi kayırmadınız?</b><br> Bir kere bunu yaparken böyle bir kriter asla olmadı. Daha sonradan bir kaç telefon almadım değil.<b>"B</b><b>enim bu</b><b>kadar emeğim var</b><b>"</b>diye mesaj yazanlar oldu. Dilimin döndüğünce izah etmeye çalıştım. Arayan bir kaç kişi oldu, onlara da söylemeye çalıştım. Şu hesapları yaptık tabii. Emekliyi çıkarmayı tercih ettik. Belki maaşın düşecek ama sen emekli ol en azından. Bize bir kişi lazım ama iki kişi var. İşte o zaman emekli olan çalışanımızla yolları ayırdık. O konuda gönlüm çok rahat. Hatta AK Partili olduğu halde işten çıkarıldığı için bana sitem mesajları yazan çok insan oldu. Bakın, bu şehirde her iki kişiden biri AK Parti'ye oy veriyor nihayetinde.</p><p><b>En zor zamanda görevden kaçmadım Şimdi de kaçmam!</b></p> <p><b>►Önümüzde bir Yerel Seçim var ve siz Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na devam etmek istiyorsunuz?</b><br> Bu soruya nasıl cevap vereceğimi de şaşırıyorum. Ben<b>"</b><b>devam etmek istiyorum</b><b>"</b>desem birileri uygun görecek mi?</p> <p><b>►O vakit, moda deyişle soray</b><b>ı</b><b>m. Verilmesi halinde g</b><b>ö</b><b>revden ka</b><b>ç</b><b>ar m</b><b>ısınız?</b><br> Görevden kaçmam! Nasıl ki en zor zamanda kaçmadıysam şimdi de kaçmam. Nihayetinde ben halihazırda bu işi yapan birisiyim. Yaşım, sağlığım, tecrübem, kendime olan güvenim, teşkilat ilişkilerim, halkla ilişkilerim... Ben bir çok parametreye bakıyorum ve bu işi yapabilirim diyorum. Yapıyorum da zaten şu an. Dolayısıyla böyle birinin tekrar aday olması çok doğal. Ama tabii ki bu noktada hiç kimseye bir garanti verilmez, ancak ben bu işe sıfırdan başlayan birisi değilim. Bu noktada bir algı oluşturmak durumunda değilim. Ama çekilmem gerekiyorsa da hiiiç sıkıntı çıkarmam.</p> <p><b>►Üzü</b><b>l</b><b>ü</b><b>r</b><b>m</b><b>ü</b><b>s</b><b>ü</b><b>n</b><b>ü</b><b>z</b><b>? Ya da üzülmez misiniz?</b><br> Üzülmem ama şu olabilir belki, alıştığınız 15 senelik bir hayat var. Belki ilk etapta alışılmış hayat sizi etkileyebilir ama benim ticaretim var, ticarete devam ederim.</p> <p><b>►Siyaset bir yaşam bi</b><b>ç</b><b>imi yada ya</b><b>şam</b><b>a</b><b>sebebi değil</b><b>mi sizin için?</b><br> Kesinlikle değil.</p> <p><b>►Yerel S</b><b>e</b><b>ç</b><b>im</b><b>öncesinde parti içinde nasıl bir yarış olur sizce? Örneğin eski Bakan Faruk Çelik, "görev verilirse kaçmam" diyerek adaylık konusunda niyetli olduğunu ortaya koydu?</b><br> Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının, kendisine güvenen, bu konuda tecrübesi olduğunu düşünen herkesin bu şehirle alakalı irade koyması kadar doğal bir şey olamaz. Bence herkes bu yöndeki iradesini ortaya koyabilir. Bizim felsefemizde aslonlan şudur: Sizin bir şeyler istemenizden ziyade, birilerinin sizi bu işe layık görmesi önemlidir. Bu Faruk Çelik Bakanımız da olsa, önceki dönem görev alan Bakanımız da olsa, bir iş adamı da olsa böyle. Birilerinin sosyal medya aracılığıyla ön plana çıkarılması, adının zikredilmesi... Bunlar çok doğal şeyler.</p> <p>Ama dediğim gibi, nasıl bir kaç ay önce<b>"B</b><b>ü</b><b>y</b><b>ü</b><b>k</b><b>şehir</b><b>B</b><b>elediye</b><b>B</b><b>aşkanı istifa et</b><b>"</b>denildiğinde istifa ettiyse ve ondan sonraki süreç belirlendiyse, takdir edersiniz ki yeni süreç de bu şekilde belirlenir. Belirlenen süreçten hangi isim ortaya çıkarsa çıksın, eğer bu ben olmasam bile oy vereceğim aday daima AK Parti'nin adayıdır.</p> <p><b>►Gönül koymaz mısınız?</b><br> Asla gönül koymam. Genel Başkanım karar verecek, buna ben niye gönül koyayım ki? Ama eğer konu benim şahsımla alakalıysa... Kimse yanlış anlamasın, ben tecrübemi sorgulattırmam onu da söyleyeyim. Belediye Başkanlığı konusunda yeterince deneyime sahip olduğumu düşünüyorum. Başta zikrettiğiniz isim olmak üzere bu işi düşünen, bu konuda irade koyan herkesin aday olmak hakkıdır. Ancak takdir edersiniz ki, önce parti seçecek, aday gösterecek. Ondan sonra da vatandaş oy verecek.</p> <p><b>Yeni Dönemle İlgili Işık Alıyorum</b></p> <p><b>►Bir de talepte bulunup bulunmama meselesi var. Mesela siz Ankara'ya gidip, "ben tekrar belediye başkan adayı olmak istiyorum" demeyecek misiniz?</b><br> Mevcut görevdeki belediye başkanı olduğum için ben onun ışığını az çok alırım zaten.</p> <p><b>►Aldınız</b><b>mı</b><b>o ışığı?</b><br> Güzel şeyler duyuyorum. Genel Merkez'e gittiğimde de çok güzel şeyler duyuyorum. Mutlu oluyorum.</p> <p><b>►Peki ya nihai karar verici olan Genel Başkanınız</b><b>Recep Tayyip Erdoğan'dan</b><b>ışık aldınız</b><b>mı?</b><br> Işık derken... Şöyle: Sayın Cumhurbaşkanımızın şu an pozisyonu itibariyle Amerika'sından Rusya'sına, Suriye'sinden İran'ına birçok konuyla uğraşırken, Türkiye'nin 1300 belediye başkanından biri olan Alinur Aktaş'a<b>,</b><b>"A</b><b>linur sen sü</b><b>persin</b><b>"</b>gibi bir söylemde bulunması tabii ki mümkün değil. Ama ben gerek özelde yaptığım görüşmelerde, gerekse de toplu yaptığımız görüşmelerde dönem dönem bizimle alakalı memnuniyetlerini gözledim. Bursa'yla alakalı yapılan çalışmalarla ilgili kendisine fikir danıştığımızda bunu gözledim. Mesela benim Sayın Cumhurbaşkanımızla Ankara'daki uzun görüşmemizden bir gün sonra yapılan Pendik Kongresi'nde kendisinin<b>"</b><b>d</b><b>ü</b><b>n ak</b><b>şam</b><b>B</b><b>ursa</b><b>B</b><b>ü</b><b>y</b><b>ü</b><b>k</b><b>şehir</b><b>B</b><b>elediye</b><b>B</b><b>aşkanımız</b><b>'</b><b>la beraberdim.</b><b>B</b><b>ana Yunuseli Havaalanı ısrarının</b><b>olmadığını belirterek, S</b><b>abiha</b><b>G</b><b>ö</b><b>k</b><b>ç</b><b>en bizim i</b><b>şimizi gayet iyi g</b><b>ö</b><b>r</b><b>ü</b><b>yor.</b><b>O</b><b>smangazi</b><b>K</b><b>ö</b><b>pr</b><b>ü</b><b>s</b><b>ü</b><b>'</b><b>n</b><b>ü</b><b>n</b><b>kendilerinin</b><b>ç</b><b>ok i</b><b>şine geldiğini s</b><b>ö</b><b>yledi.</b><b>İ</b><b>şte ö</b><b>ng</b><b>ö</b><b>r</b><b>ü</b><b>budur"</b>dedi. Bu konuyla ilgili beni arayan partililerimiz oldu ve ben onlardan haber aldım.</p> <p><b>Recep Başkan Görevden Ayrıldığında Kendisine Mesaj Yazdım</b></p> <p><b>►Recep Altepe ile g</b><b>ö</b><b>r</b><b>ü</b><b>ş</b><b>ü</b><b>yor</b><b>musunuz</b><b>?</b><br> Görüşüyorum. Görüşüyorum derken, denk geldiğimizde görüşüyorum. Hatta şöyle bir şey ifade edeyim. Ben Recep Başkan görevden alındıktan bir gün sonra uzun bir mesaj yazdım kendisine...</p> <p><b>►Ne yazdınız?</b><br> Detaylarını tam hatırlamıyorum. Özet olarak,<b>"B</b><b>a</b><b>şkanım</b><b>,</b><b>biz sizi bir abi olarak seviyoruz.</b><b>S</b><b>iz bizim her</b><b>zaman başkanımız olarak kalacaksınız.</b><b>N</b><b>asip bö</b><b>yleymi</b><b>ş.</b><b>İ</b><b>nşallah hakkınızda hayırlısı olur.</b><b>B</b><b>ir karde</b><b>şiniz olarak sizin</b><b>,</b><b>ailenizin her</b><b>zaman yanınızda olacağımdan zerre ş</b><b>ü</b><b>pheniz olmas</b><b>ın</b><b>"</b>diye bir mesaj yazmıştım.</p> <p><b>►Peki ya yanıt?</b><br> Yanıt gelmedi.</p> <p><b>►Gözden ka</b><b>ç</b><b>t</b><b>ı</b><b>ğı için mi gelmedi? Yoksa?..</b><br> O dönem çok fazla mesaj gelmiştir, ondan sanırım. Eleştirme adına söylemiyorum. Empati kuruyorum. Zor bir durum onun için, bunu da az çok tahmin ediyorum.</p><p><b>Emlakçılara düşmüş su fabrikaları var. Bu sektör eskisi gibi değil.</b></p> <p><b>►Muradiye Su ile ilgili satış kararı</b><b>epey ele</b><b>ş</b><b>tiri ald</b><b>ı</b><b>ve tepki toplad</b><b>ı</b><b>?</b><br> Henüz bir satış yok. Bakın, Belediye'nin 11 şirketinden bahsettim. Bunlardan bir tanesi de Jeotermal AŞ'ye ait olan Muradiye Su Fabrikası. İşin derinliklerine inelim. jeotermal AŞ 2014 senesinde İl Özel İdaresi kalktıktan sonra belediyeye geçmiş bir kurum. Şehirdeki sıcak suları otellere satan bir şirket. Bir kere bu şirket tek başına bile bu haliyle zarar ediyor. Sattığmız sıcak sudan elde ettiğimiz gelir, çalıştırdığımız personel, sayaç okuma, tamir, bakım giderlerini karşılamıyor. Jeotermal AŞ kar eden bir kuruluş değil. Ufak tefek de zararı var hatta. Şimdi biz bu jeotermal AŞ'ye bağlı olarak bir su fabrikası kurmuşuz. Düşünce güzel. Kestel'de bir yer üretmişiz.</p> <p>Bu yerin imar uygulamasından sonra rantı artmış. Bu da güzel birşey. Belediye adına bir kazanç. 6 milyon liraya alınan yer belki bugün satsanız 40 -50 milyonluk bir yer oldu. Üstüne 86 milyon lira harcayarak bir fabrika kurmuşsunuz. Tamamı kredi... Ve bu fabrikanın bir kuruş sermayesi yok. Çünkü mevcut şirket bir kere paralı bir şirket değil. İlk 6 ayda anormal bir zararınız var. Ben devraldığımda fabrika bitmek üzereydi. 2 Kasım'da göreve başladım ve o yüzde 5'lik kısımı da bitti. Fabrikayı şu an itibariyle daha yavaş yavaş kafa kafaya getirdik. Distrübütörle anlaşma yapılmış, nakliye ile alakalı anlaşmalar yapılmış, çalışanlarla alakalı anlaşma yapılmış, herşey bitmiş önceden. Distribütörle kapı gibi sözleşme var ve benim bunu değiştirmem mümkün değil. E hesap da soramıyorum.<b>"Ş</b><b>u kadar mal satmak zorundasın</b><b>"</b>diyemiyorum. Mecbur bu adamla birlikte ben bu işi götürmek durumundayım. Daha sonra biz burayı daha rantabl halde nasıl işletebiliriz noktasında düşünmeye başlayınca başka su fabrikalarını araştırdım. işin derinine indiğimde görüldü ki, su fabrikası hiç de öyle dışarıdan görüldüğü gibi cazip bir iş falan değil.</p> <p><b>►Yanlış bir yatırım</b><b>?..</b><br> Tam olarak yanlış demeyelim de, fizibilitesi tam olarak yapılmayan zamansız bir yatırım. Muradiye sevimli bir isim, Bursa'yla özdeşleşmiş bir isim. Tamam, biz kar amaçlı bir kuruluş değiliz ama zarar da etmeyelim. Siyaseten de düşünsek, ticari açıdan da düşünsek olmazsa olmazımız değil. Bana göre zamanlama hatası var burada. Bu şartlar altında meclise getirdik. Şimdi komisyona gönderildi. Buyrun, rakamları inceleyin. İnceleyin ve ondan sonra rapor verin. Bu arada, Kızılay milli kuruluş, Kızılay'la da irtibata geçtim. Bir de şu var Özlem Hanım, kamu mantığıyla bazı işleri yapmak sıkıntılı.</p> <p>Kamu mantığıyla bazı şeyleri yaptığınızda, sabah 8 akşam 5 çalışan insanlarla malesef bu iş özel sektördeki gibi olmuyor. Oyüzden de, attığımız taş ürküttüğümz kuşa değmiyor misali işin bu boyutuna da bakmak lazım. Şu an oranın borcu zaten bir faiz yükü getiriyor. Biz acaba borcu daha da büyütüyor muyuz? Acaba değirmende su mu dövüyoruz? Türkiye'de emlakçılara düşmüş su fabrikaları var. Bu sektör artık eskisi gibi değil.</p><p><b>En Büyük Duam Arkamda İz Bırakmak, İyi Anılmak</b></p> <p><b>►Alinur Akta</b><b>ş olarak</b><b>, yeniden aday gösterilmeniz ve seçilmeniz halinde,</b><b>Yerel S</b><b>eç</b><b>im sonras</b><b>ına ilişkin</b><b>projeleriniz neler? Bu yönde bir hazırlık yapıyor musunuz?</b><br> Size bu konuyla ilgili tüyo vereyim tabiri yerindeyse. Ben mevcudu sevk ve idare ederken beraberinde yeni dönemle alakalı da bir hazırlık yapıyorum. Dışarıdan, meclisle, partiyle alakası olmayan 10 kişinin bulunduğu bir heyet var. Bunun başında da BURULAŞ'daki Yöneticim Cüneyt Aksakal var. Aralarında mühendis, iktisatçı, ve her işin erbabı olan arkadaşlarımız var ve haftada birkaç kez bir araya geliyorlar.</p> <p>Yeni dönemle alakalı Bursa'nın öngörüleri nelerdir? Bunlar masaya yatırılıyor. Bunun dışında bir ekip daha var, İstanbul'dan bir danışman firmayla çalıştığımız... On bin üç yüz denekle odak gruplar oluşturuldu. Dokuz bin vatandaş, bin üç yüz de STK yöneticisi... Bunların içerisinde kaymakamlarımız, müdürlerimiz var. Bu insanlarla toplantılar yapıldı. Öngörüleri soruldu. Takdir edersiniz ki, herkesin bu konuda ayrı düşüncesi var ve bunlar bir havuzda toplanmaya çalışılıyor. Yani ekip bilgilerini buraya da aktarıyor ve biz de, Bursa'ya vizyon katacak, değer katacak, başta ulaşım olmak üzere neler yapılabilirle alakalı yeni döneme dair projeler hazırlıyoruz. Bakın çok rahat bir şey söylüyorum, ben olsam da olmasam da Bursa'nın kullanacağı altın değerinde bilgiler bunlar. Bundan iki ay kadar önce bir konudaki iddiamı da ortaya koydum, iki sene sonra Bursa'nın trafik sorunu konuşulmayacak dedim. Fotoğrafın bütününe baktığınızda, başta trafik sorunu olmak üzere her alanda, ama kesinlikle yabılabilirliği olan ekonomik karşılığı olan projeler bunlar.</p><p><b>►Fantastik olmayan?</b><br> Evet. Bakın huzurevi.. Basına yansıtmadan huzurevine sık sık gitmeye çalışıyorum ve binalar dökülüyor. Orada 350 civarında büyüğümüz var. Alzheimer olanlar var. Yatalak durumda olanlar var, sağlıklı yaşlılar var, başında dört kişinin durduğu yaşlılar var. Biz orada kişi başına aylık yaklaşık 5 bin 800 lira para harcıyoruz. Bunların içerisinde haliyle bir kuruş vermeden kalan yaşlılarımız da var ve doğrudur, sosyal devlet olmanın gereği biz yaşlılarımıza en iyi koşullarda bakmak zorundayız.</p><p><b>►Kesinlikle...</b></p> <p>Binaların eskiliğine mi yanayım, işleyişle alakalı aksaklıklara mı yanayım... Mevcut yeri de rantabıl değerlendirerek Bursa'daki tüm huzurevlerini sağlıklı bir çatı altında toplayabilir miyim? Bunu bir proje olarak yapıyorum mesala. İlginç bir şey söyleyeyim mi, Bursalılar daha yüksek huzur ve refah istiyor. Bursalıların refahını ve huzurunu arttıran projeler ortaya koymak lazım. Standartları nasıl yükseltebiliriz onun derdi, hesabı içerisindeyiz. Bir de, biz sanayilerle iç içe yaşayan bir şehiriz. Dolayısıyla bizim daha nitelikli sanayiye kavuşmamız gerekiyor. Turizim bizim kesinlikle gelişen yüzlerimizden bir tanesi. Buna dair özellikle tanıtım ve lansman da dahil olmak üzere belirli çalışmalar yapmamız gerekiyor. Biz iki hafta önce Dünya Tarihi Kentler Birliği Toplantısı'na ev sahipliği yaptık. 67 yaşında 12 yıllık belediye başkanı olan<b>K</b><b>yoto</b><b>B</b><b>elediye</b><b>B</b><b>aşkanı Daisaku Kadokawa</b>Dünya Tarihi Kentler Birliği Başkanı. Türkiye'den Bursa, İstanbul, Ankara, Konya ve Urfa üye. Ve biz Daisaku Kadokawa ile her oturduğumuzda, ben ona ulaşım, katlı yollar, yeni güzel parklardan, meydanlardan ve kentsel dönüşümden bahsediyorum. O ise bana her seferinde, karbon gazından, kültür sanat faaliyetlerinden, şehrin tarihi yönünün yaşatılması ve tanıtılmasından bahsediyor.</p> <p><b>►Ne hissediyorsunuz o sırada?</b><br> Açıkçası biraz kompleks yapıyorum. Onlar 1,5 milyonluk şehir, biz 3 milyon nüfuslu bir şehiriz. Bizde de her şey var. Bir de konunun tek paydaşı ben değilim ki, Belediye Başkanı olarak... Tüm kamu kurum ve kuruluşlarından tüm paydaşlara, STK'lara varana kadar hepsi var. Dolayısıyla, bizim ortaya koyduğumuz o projelerin tamamı huzuru ve refahı yüksek Bursa ideali için... Bilemem ki ben daha ne kadar belediye başkanlığı yaparım? Ancak en büyük hayalim kesinlikle arkamda iz bırakmak</p> <p>Ben iyi anılmak istiyorum. En büyük duam bu... Allah hayırlı ömür, hayırlı ölüm nasip etsin.</p><p> </p>]]></content:encoded>
	                    <pubDate>Thu, 25 Jul 2019 04:07:13 +0300</pubDate>
                    <dc:haberid>1598</dc:haberid>
                    <dc:sehirid>16</dc:sehirid>
                    <dc:sehir>Bursa</dc:sehir>
										<enclosure type="Array" url="http://www.partihaberleri.com/images/haberler/d6d3e6fbb2d716eaa24591e1048b1d3b.jpg" length="Array"/>
					<images>
						<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberler/d6d3e6fbb2d716eaa24591e1048b1d3b.jpg</image>
																		<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/d6d3e6fbb2d716eaa24591e1048b1d3b.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/156dafbfef2855c142b68aa57304f42f.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/972f5e446ac9e2e7630deacc15f3a76e.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/7c31d98422c10522bbe8d43cf77b90df.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/dc5eb6fca27e9daf43f5e7295a648b75.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/67a6b4b18c32cc5d107732e0c1da28b0.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/d1707f5b7e3077b7d291152c031530d2.jpg</image>
					       					</images>
                </item>
                            <item>
                    <title>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırımın Anadolu yakasına AKM vaadi</title>
                    <category>RÖPORTAJ</category>
                    <categoryid>15</categoryid>
                    <link>http://www.partihaberleri.com/roportaj/istanbul-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-binali-yildirimin-anadolu-yakasina-akm-vaadi/1591</link>
                    <guid>http://www.partihaberleri.com/roportaj/istanbul-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-binali-yildirimin-anadolu-yakasina-akm-vaadi/1591</guid>
                    <description><![CDATA[AK Parti'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım, Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi'ne benzer bir kültür merkezi açmayı planladığını anlattı. Yıldırım röportajda İstanbul üzerine planlarını ve düşüncelerini anlattı.]]></description>
	                    <content:encoded><![CDATA[<p><b>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı</b>, eski<b>Başbakan</b>ve<b>TBMM Başkanı</b><b>Binali Yıldırım</b>röportajda geçmişten bugüne kadar pek çok soruyuyanıtladı.</p> <p>"20 YIL ÖNCE ÇOK HEYECANLI VE AMATÖR RUHLUYDU"</p> <p>"20 yıl önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ndeydiniz. 20 yıl sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak sahadasınız. Neler hissediyorsunuz?"sorusu üzerine Yıldırım şu yanıtı verdi:</p> <p>"Tabi orada benim bir siyasi sorumluluğum yoktu. Belediye başkanı Cumhurbaşkanımız<b>Recep Tayyip Erdoğan</b>'dı. Ben de onun çalışma arkadaşlarından biriydim. O günkü pozisyonumuzla şu anki talip olduğumuz görevi karşılaştırmak çok doğru olmaz. O günler çok heyecanlı ve amatör ruhluydu. Çünkü İstanbul artık çökmüş, çaresizlik hat safhada, insanların temel ihtiyaçları yani havadır, sudur bunlardan bile mahrum. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızın belediye başkanı olarak gelişi çok büyük bir heyecan oluşturdu. Çok hızlı bir şekilde iyileşmeyi gördük. O dönem bir 'sorunlar şehri' ile karşı karşıyaydık. İnsanlar o dönemde çok küçük şeylerle mutlu olabiliyordu. Şimdi AK Parti iktidarı çok fazla iş yaptığı için beklentiler sürekli arttı, çıta çok yükseğe çıktı. O dönemki ekibi Türkiye'nin yönetimine taşıdık. O başarı Türkiye'ye dalga dalga yayıldı. Türkiye için Recep Tayyip Erdoğan bir umut oldu. Biz de ekip olarak onunla beraber,<b>AK Parti</b>'nin kurucuları iktidar yıllarında yer aldık."</p> <p>Binali Yıldırım'ın röportajından öne çıkan başlıklar şu şekilde:</p> <p>İSTANBUL'UN 4.0 VİZYONU</p> <p>"Yeni dönemin belediyeciliğinde İstanbul'un 4.0 vizyonu var. O zaman Tayyip beyin döneminde 1.0 vardı. 1.0 neydi; en temel ihtiyaçların görülmesiydi. Çamur, çukur, çöp, hava kirliliği gibi temel eksiklikler vardı, bunlar halloldu. Daha sonra sosyal belediyecilik gelişti. Ondan sonra metro ağları gelişti, metrobüs yapıldı. Bu yapılanlarla birlikte İstanbul'u 2.0 olarak kabul edebiliriz.</p> <p><b>İstanbul</b>3.0 ise artık daha büyük projelerin devreye girmesiyle oldu.<b>Marmaray</b>,<b>Avrasya Tüneli</b>,<b>Yavuz Sultan Selim Köprüsü</b>,<b>hızlı tren</b>,<b>Yeni Havalimanı</b>gibi. Bu projelerin hayata geçirilmesi İstanbul'u 3.0 yaptı.</p> <p>AKILLI ŞEHİR YÖNETİMİ</p> <p>İstanbul 4.0'da akıllı şehir yönetimi var. Bilişimle, bilgi iletişim teknolojileri ile yenilikçi teknolojilerle şehri 7/24 yaşayan şehir haline getirmek var. Şehirde hâlâ üzerinde durulması gereken bir ulaşım ve trafik ile ilgili sorun var, bu önemli. Bu bütün şehirlerin konusu ama İstanbul'da bunun sürdürülebilir bir çözüme ulaştırılması lazım. Buna kafa yoracağız.</p> <p>AKILLI TRAFİĞE GEÇİŞ</p> <p>Önümüzdeki 5 yıllık dönemde İstanbul'da raylı sistemin toplu taşımadaki payını yüzde 48'e çıkartacağız. Şuanda yüzde 18. Yüzde 30 artış demek karayolundaki yüzde 30'luk yoğunluğu azaltmak demektir. Burada gözle görülür bir iyileşme olacak. Akıllı şehir yönetimi ve akıllı trafik sistemleriyle şehrin trafik yönetiminde de interaktif 7/24 saate geçileceği için yollar ve zaman daha etkin kullanma imkanı olacak. Otopark kapasitesini arttırdıkça sokaklardaki araç işgalleri azalacak trafik biraz buradan rahatlayacak. Ayrıca şehrin her tarafında 240 civarında tıkanma noktaları var. Buralarda fiziki düzenlemeler yapılacak. Buradan bir rahatlama olacak ve böylece sürekli akan bir trafik sağlayacağız.</p> <p>ANADOLU YAKASINA AKM</p> <p>Kültür sanata yönelik projeler olacak.<b>Anadolu yakası</b>na özellikle. Her şey Avrupa yakasında. Kültür sanat etkinliklerini biraz daha Anadolu yakasına yayma gibi bir düşüncemiz var.</p> <p>Anadolu yakasına bir kültür merkezi düşünüyoruz.<b>Taksim</b>'dekine (<b>Atatürk Kültür Merkezi-AKM</b>) benzer. Amacımız Anadolu yakasındaki trafik kendi içerisinde daha fazla dönerse tıkanıklık azalır. Bir de geleneksel olarak İstanbul'un ekonomisini iş hayatının kalbi Avrupa yakası. Anadolu yakası da bu anlamda cazibesini artıracak.</p> <p>YEŞİL KORİDORLAR</p> <p>Silivri'den Tuzla'ya kadar 20 dere bulunuyor. O dereleri yeşil koridor olarak tekrardan Marmara ile İstanbul'un kuzey ormanlarını birleştirecek şekilde canlandırma projemiz var. Bunu yapınca dereler ortaya çıkacak hem de bu derelerin etrafında yürüyüş yolları olacak. Bisiklet yolları olacak ve insanlar nefes alacak. Semt parkları, millet bahçeleri, mahalle parklarıyla donatılarak şehrin o bunaltıcı sıkıcı havasından nefes alan alanlar oluşturacağız.</p> <p>HIZLI TREN KADIKÖY'E KADAR GELECEK</p> <p>Yakın zamanda hızlı tren<b>Kadıköy</b>'e kadar gelecek. Halkalı-Edirne arasında ihalesi yapıldı. Hızlı tren hattında iki yerde zamanı ve yolu kısaltacak çalışma var. Onlar herhalde 1.5 sene içerisinde bitecek. O zaman 3 saate gidilecek ve daha cazip bir hale gelebilir. Ama şuanda da çok kullanılıyor. Bu banliyö hattı tam devreye girdiğinde istediğimiz kapasiteye çıkartacağız.</p> <p>KENTSEL DÖNÜŞÜM</p> <p>Kentsel dönüşüm zaten bir mecburiyet. Çünkü deprem riski ile karşı karşıyayız. Dönüşümün yerinde ve ada bazlı olması lazım. Kentsel dönüşümün evsel dönüşüme dönüşmemesi lazım. Kentsel dönüşümde gönüllü dönüşümü esas alacağız. Burada sözleşme aşamasında belediye olacak. Hak sahiplerinin mağdur olmaması için destek verecek. Müteahhitlerin yetkinliği konusunda belediyenin bir belirleyiciliği olacak. Böylece hem planlama hem inşa hem de teslimat aşamasında kolaylık sağlanacak.</p> <p>DEPREME YÖNELİK DÖNÜŞTÜRÜLECEK 50 BİN YAPI VAR</p> <p>Kısa vadede topyekün bir dönüşüm zor. Büyük bir hacimden bahsediyoruz. Burada önceliği esas alacağız. Depreme yönelik derhal dönüştürülmesi gereken 30 bin ile 50 bin arasında yapı stoku olduğu tahmin ediliyor. Bunlara öncelik verilecek. Ama ne yazık ki kentsel dönüşüm lafı maalesef olumsuz algılanan bir laf haline geldi, geçmişteki kötü uygulamalar yüzünden. Rantsal dönüşüm hak sahipleri arasında huzursuzluk sebebi oldu. Biz bu konuda çok dikkatli olacağız. Mutlaka hak sahiplerinin bir kayba uğramaması aynı zamanda da deprem dayanıklılığından ve şehircilik anlayışımızdan taviz verilmemelidir. Şimdi geliyor adamın biri 'ben buraya yüzde 70 veriyorum' diyor. Böyle bir şey yok.<b>Fikirtepe</b>örneği başlıyor, ondan sonra işin içinden çıkamıyor. Bu sefer insanlar 'nerede bu devlet nerede bu belediye' diyor. Kulağa hoş geliyor; 'arsa vereceğim yüzde 70'i benim olacak yüzde 30 müteahhidin olacak...' Böyle bir sistem, böyle bir kazanç yok. Bu tip yanlışların olmaması için belediyenin burada bir denetleyici ve hakem rolünü üstlenmesi gerekiyor.</p> <p>SÜLEYMANİYE TAMAMLANACAK</p> <p>Katarlılarla yapılan bir proje. Orada bir anlaşmazlık var. Biraz ağır gidiyor ancak yapılacak. Orada uzamadan kaynaklı bir olumsuz algı yayıyorlar. '<b>Süleymaniye</b>tarihi mirası yok edilecek, burası oteller ve ticarethanelerle dolacak' deniyor. Orada yapılan şey<b>Balat</b>'ta<b>Tarlabaşı</b>'nda yapıldığı gibi mevcut tescilli eserleri yenilemek. Dıştan aynı görünümü muhafaza ederek yenilemek. İç fonksiyonları farklı amaçla kullanılabilir. Önemli olan siluetin muhafaza edilmesi. Orada kafana göre bir binayı yık başka bina koy bu olmaz zaten. Burası sit alanı.</p> <p>İSTANBUL GÖZLEMLERİ</p> <p>Yoğun bir ilgi var. Bir olumsuzlukla karşı karşıya kalmadım. Gergin bir kampanya ortamı yok. Rahat geçiyor. Mümkün mertebe İstanbul ölçeğinde kalmaya çalışıyoruz. Genel politikalara girmiyoruz. Benim siyaset yapış şeklim bellidir. Ben hiçbir zaman siyaseti hizmet ile karıştırmadım. İnsanların derdine derman olmaya çalışıyorum. Sorununu çözmek. Siyaset benim için bir araçtır amaç değildir. İnsanlara bir olumlu katkı sağlıyorsak o siyaset bir anlam kazanır. Kısacası hizmetin siyaseti olmaz. Ayrıştıran değil bütünleştiren bir bakış açısını benimsiyoruz. Başbakan olduğum zaman da ilk olarak dostlarımızı arttıracağız, düşmanlarımızı azaltacağız demiştim. Onun gereğini de yaptık.</p> <p>ŞEHRİN SADECE ALTYAPISIVE SORUNLARINI ÇÖZMEK YETMEZ! ŞEHİR ÜRETMELİ</p> <p>Üreten İstanbul var. Kolay İstanbul var. Yeşil, çevreci, yaşayan herkes için güvenli ve akıllı İstanbul var. 4 alt başlıkta inceliyoruz. Şehrin sadece altyapı sorunlarını çözmek yetmez şehir üretmesi lazım. Üreten şehir nasıl olacak. Yatırımcının işini kolaylaştıracaksın. Daha fazla katma değeri yüksek üretim yapacaksın. Daha fazla turist çekeceksin. Bunun için<b>Haydarpaşa</b>ve<b>Harem</b>’in de içinde yer aldığı bölgeyi İstanbul tasarım merkezi yapacağız. Aynı zamanda yeşil alan olacak.<b>Erenköy</b>gümrüğü kalkacak orası millet bahçesi olacak. Hal kalkacak onun yerine kültür merkezi yapılacak.</p> <p>İSTANBUL'UN YOĞUNLUK HARİTASI YÜZDE 57'DEN YÜZDE 18'E DÜŞECEK</p> <p>Bilgi ve birikim üreten bir şehir olacak. İstanbul’un şu anki yoğunluk haritası yüzde 57’den yüzde 18’e düşecek. Yeşil koridor projelerini çok önemsiyorum. Dereler üzerine yapılacak. Seyir terasları olacak. Dereler vasıtasıyla yerleşim yerleri ormanla buluşacak. Nasıl ki Türkiye’yi 10 büyük ekonomisi içerisine sokmak istiyorsak, İstanbul’u da dünyanın 10 büyük şehri arasına sokmamız lazım. Sağlıkta dünyanın 5. en iyi şehri. En fazla merak edilen kentler arasında da 5. sırada. Ama trafikte, otoparkta, çevre konusunda gerilerde.</p> <p>TÜRKİYE SURİYELİLER İÇİN ALMANYA</p> <p>Farklı ülkelerden İstanbul’a gelen var. Ağırlıklı olarak Suriyeli var. Bu normal. Şunun için normal; 60-70-80’li yıllarda bizim için Almanya ne ise Türkiye’yi o hale getirdik ki şimdi bizim doğumuzdaki ülkeler için Türkiye Almanya konumunda. Buralara akın var. Bunu kontrol etmeye çalışıyoruz ama bu göçmen meselesi dünyanın meselesi.</p> <p>Dünyada 75 milyon vatansız göçmen var. Bizim bir artımız var. Yanı başımızda iç savaş vardı. İnsanlar canını kurtarmak için buraya geldi, biz de kucak açtık. Biz bunlara geçici koruma verdik. Bunlar işleri yoluna girdiğinde gidecekler. Zaten 300-350 bin kadarı gitti. Fırat’ın doğusu da terörden temizlendiği zamana daha çok insan gidecek. Göçmenler bizim birer elçimizdir. Dilimizi öğreniyorlar. Bunlar para-pulla kazanılacak şeyler değil. Yılda 250 bin çocuk Türkiye’de gözlerini açıyor. Bunları sokağa atacak halimiz yok. Ama İstanbul’da asayişi bozacak olurlarsa tutar kapının önüne koyarız. Önce İstanbul gelir."</p><p> </p>]]></content:encoded>
	                    <pubDate>Sun, 14 Jul 2019 01:07:53 +0300</pubDate>
                    <dc:haberid>1591</dc:haberid>
                    <dc:sehirid>34</dc:sehirid>
                    <dc:sehir>İstanbul</dc:sehir>
										<enclosure type="Array" url="http://www.partihaberleri.com/images/haberler/8915a865f255b0f76881e41c7e2c4ff8.jpg" length="162"/>
					<images>
						<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberler/8915a865f255b0f76881e41c7e2c4ff8.jpg</image>
																		<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/8915a865f255b0f76881e41c7e2c4ff8.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/c851e4d23e39d32c96da7791468237e6.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/40f6a72a495377b55f1bb6663017155b.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/8727fb2ff103b55864f7db8494c67807.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/ac86238ab8cdc443d0d09bbc3cbc94b4.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/dc0f14d1cb118bc8e086979e28685c5b.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/bbdc92627e4c37d465aadad79c632a78.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/b1290f33ab0ff5b437f18256d7c682d4.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/9436c6dcca587871296d6a2da3baf856.jpg</image>
												<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/6e3214672ec418388c84264241a5aed6.jpg</image>
					       					</images>
                </item>
                            <item>
                    <title>Abdullah Gül OdaTvden Ayşe Baykala röportaj verdi</title>
                    <category>RÖPORTAJ</category>
                    <categoryid>15</categoryid>
                    <link>http://www.partihaberleri.com/roportaj/abdullah-gul-odatvden-ayse-baykala-roportaj-verdi/1592</link>
                    <guid>http://www.partihaberleri.com/roportaj/abdullah-gul-odatvden-ayse-baykala-roportaj-verdi/1592</guid>
                    <description><![CDATA[Abdullah Gül OdaTv'den Ayşe Baykal'a röportaj verdi. Abdullah Gül röportajında 31 Mart Yerel seçimleri ile ilgili ilk kez sessizliğini bozdu.]]></description>
	                    <content:encoded><![CDATA[<p>Sanırım ülkemizde suskunluğu bu kadar gündem olan başka bir isim yoktur.Enteresan olan kendisi sustukça adına konuşanlar çoğalıyor.Hakkında o kadar çok konuşulup yazılıyor ki, merak etmemek mümkün değil. Kimden bahsettiğimi anladınız sanırım:</p> <p><b>Türkiye Cumhuriyeti 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül. </b></p> <p>Kendisiyle bire bir çalışmamış olsam da, aynı dönemde siyaset yaptığım bir insan Abdullah Bey. Hem tanışmak, hem kafamdaki soru işaretlerine cevap bulmak adına söyleşi yapmak;</p> <p>Başkanlığa adaylığını koymaktan neden vazgeçtiğini,</p> <p>Tayyip Erdoğan’la görüş ayrılıklarının nedenlerini,</p> <p>Hayrunnisa Hanım'ın neler düşündüğünü,</p> <p>Kuracağı partide temel ilkelerin neler olacağını,</p> <p>31 Mart seçimlerini nasıl değerlendirdiğini,</p> <p>Özel ve resmi açıklamalar dışında genelde neden uzun süredir suskun kaldığını sormak istedim.</p> <p>Kendisi talebimin tanışma kısmını kabul ettiği için sorularımı soramadım hâliyle. Öyle cinlik yapıp araya soru da sıkıştırmadım. Ama bu izlenimlerimi ve gözlemlerimi yazmayacağım anlamına gelmiyor tabii.</p> <p>Görüşmeye giderken kafamda mesafeli, temkinli konuşan bir şahsiyet vardı. Kendimi bu duruma hazırlamıştım lâkin çok samimi, mütevazı, tebessümü eksik olmayan bir Abdullah Gül buldum.</p> <p>Biraz eskilerden biraz yenilerden sohbet ettik.Dünyadaki ve ülkemizdeki siyasi gelişmeleri konuştuk. Abdullah Bey’le sohbet ederken medya suskunluğunun nedenini anladım. Dünya gündemini takip eden, konferanslara katılan, ülke ve dünya meselelerine kafa yoran bir insanın “Kim ne demiş?” “Kim neden demiş?” gibi mevzularla meşgul olması tabiatın doğasına aykırı. Sık sık vurguladığı sorumluluk duygusunun da gereksiz polemiklere girmeye engel olduğunu düşünüyorum.Yani oturup öyle dedikodu yapıp, birilerini çekiştireceğiniz bir tarzı yok :)</p> <p>Bir ara<b>“Hakkınızda bu kadar yazılıyor, çiziliyor, hiç mi gaza gelmiyorsunuz?”</b>diye sordum.<b>“Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrıldığım gün günlük siyasete girmeyeceğimi söylemiştim, aksi bir durum bize yakışmaz”</b>dedi.</p> <p>Sohbet esnasında kendisiyle ilgili bir bilgiyi de ilk defa o gün öğrendim.Bugüne kadar medyada da böyle bir bilgiye denk gelmedim. Abdullah Bey 80 ihtilalinde gözaltına alınarak Metris Cezaevi'nde yatmış meğerse.Hatta yıllar sonra Kenan Evren’le bir araya geldiğinde Evren kendisine “<b>Biz seni de hapse atmışız</b>” deyince Abdullah Bey “<b>Bunlar geçmişte kaldı, biz geleceğe bakalım</b>” cevabını vermiş. </p> <p>Kader çok acayip bir şey hakikaten… Güç sahibi iken yaptığınız iyi veya kötü şeyler muhakkak sizi buluyor bir şekilde işte.</p> <p><b>YENİ PARTİYİ KURACAK</b></p> <p>Abdullah Bey’in ofisine gittiğim taksi şoförü “<b>Abla selamımı söyler misin? Artık kursun şu partiyi...</b>” deyince elçiye zeval olmaz babından taksicinin mesajını iletip; bir cevap alabilir miyim, diye şansımı denedim ama<b>ser verip sır vermedi.</b>Bu konuya girmedi. </p> <p>Elbette ben de herkes gibi daha fazla şey öğrenmek isterdim. Lakin bir tanışma buluşması olduğundan haddimi aşmak istemedim.</p> <p><b>"Kurulacak" diyorum çünkü ben Abdullah Bey’in yeni bir parti kuracağına inanıyorum.</b>Kanımca kuracağı partinin vazgeçilmezleri; evrensel bir dile sahip olması, şeffaflık, hukuk, adalet gibi değerler olacak. Ortak akılla hareket eden bir yapı olacak. Demokrasi ve iç barış olmazsa olmazlardan... Ve üzerinde durduğu önemli hususlardan biri de; evin içini düzene koymadan güçlü olunamayacağı gerçeği. Müslüman ülkelerin hâli hepimizin malumu.</p> <p><b>TAYYİP BEY’DEN BAHSEDERKEN...</b></p> <p><b>Abdullah Bey, Tayyip Bey’den bahsederken de öyle öfke ve kızgınlık cümleleri kullanmıyor.</b></p> <p>Tayyip Bey ve Abdullah Bey’in siyasi görüş ayrılıklarını şöyle görüyorum:</p> <p>Tayyip Bey dünyayı düşünce dünyasından okuyup değerlendiriyor, Abdullah Bey ise direkt okuyup değerlendiriyor. </p> <p>Bu karşılaştırmayı bir üstünlük arayışıyla yapmıyorum.Geçmişte Erbakan Hoca’yla yaşanan görüş ayrılığını nasıl meşru gördüysem, bugün veya yarın da meşru göreceğim. Olması gerekende bu…</p> <p>Bizim en temel sorunumuz siyasi görüş ayrılıklarını ihanet olarak görmemiz, dinle ilişkilendirmemiz. İş böyle olunca ne din kardeşliği, ne komşuluk ne de arkadaşlık hukuku kalıyor.</p> <p><b>“BİZE YAPILAN YANLIŞLARI BAŞKALARINA YAPMAYALIM”</b></p> <p>31 Mart seçimleri öncesi ve sonrası yaşananlar, bir vatandaş olarak herkes gibi beni de endişelendirdi. Kendisine İstanbul’daki seçim sonuçlarını nasıl değerlendirdiğini sordum.<b>Gelinen noktanın çok üzücü olduğunu; vaktiyle bize yapılan yanlışları, bizim güçlü olunca başkalarına yapmamamız gerektiğini anlattı.Türkiye’nin demokrasi gücünün büyük olduğuna inandığını söyledi.</b></p> <p>Hayrunnisa Hanım'ın 2014 yılındaki intifadasını başörtülü bir kadın olarak değerli gördüğümü de ilettim. Toplumun verdiği rollerin dışına çıkabilen kadınları seviyorum zira. Benim sözlerime karşılık,<b>Abdullah Bey eşinin adalet duygusunun çok yüksek olduğunu</b>söyledi.</p> <p>Bunlar benim düşüncelerim, izlenimlerim. Umarım bir gün kendisiyle söyleşi yapma ve sorularıma cevap bulma fırsatım olur.</p><p> </p>]]></content:encoded>
	                    <pubDate>Thu, 18 Apr 2019 03:04:00 +0300</pubDate>
                    <dc:haberid>1592</dc:haberid>
                    <dc:sehirid>6</dc:sehirid>
                    <dc:sehir>Ankara</dc:sehir>
										<enclosure type="Array" url="http://www.partihaberleri.com/images/haberler/ed060c3726f99d74e3f887fb76460f15.jpg" length="162"/>
					<images>
						<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberler/ed060c3726f99d74e3f887fb76460f15.jpg</image>
																		<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberdetay/ed060c3726f99d74e3f887fb76460f15.jpg</image>
					       					</images>
                </item>
                            <item>
                    <title>Abdullah Gül OdaTvden Ayşe Baykala röportaj verdi</title>
                    <category>RÖPORTAJ</category>
                    <categoryid>15</categoryid>
                    <link>http://www.partihaberleri.com/roportaj/abdullah-gul-odatvden-ayse-baykala-roportaj-verdi/1599</link>
                    <guid>http://www.partihaberleri.com/roportaj/abdullah-gul-odatvden-ayse-baykala-roportaj-verdi/1599</guid>
                    <description><![CDATA[Abdullah Gül OdaTv'den Ayşe Baykal'a röportaj verdi. Abdullah Gül röportajında 31 Mart Yerel seçimleri ile ilgili ilk kez sessizliğini bozdu.]]></description>
	                    <content:encoded><![CDATA[<p>Sanırım ülkemizde suskunluğu bu kadar gündem olan başka bir isim yoktur.Enteresan olan kendisi sustukça adına konuşanlar çoğalıyor.Hakkında o kadar çok konuşulup yazılıyor ki, merak etmemek mümkün değil. Kimden bahsettiğimi anladınız sanırım:</p> <p><b>Türkiye Cumhuriyeti 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül. </b></p> <p>Kendisiyle bire bir çalışmamış olsam da, aynı dönemde siyaset yaptığım bir insan Abdullah Bey. Hem tanışmak, hem kafamdaki soru işaretlerine cevap bulmak adına söyleşi yapmak;</p> <p>Başkanlığa adaylığını koymaktan neden vazgeçtiğini,</p> <p>Tayyip Erdoğan’la görüş ayrılıklarının nedenlerini,</p> <p>Hayrunnisa Hanım'ın neler düşündüğünü,</p> <p>Kuracağı partide temel ilkelerin neler olacağını,</p> <p>31 Mart seçimlerini nasıl değerlendirdiğini,</p> <p>Özel ve resmi açıklamalar dışında genelde neden uzun süredir suskun kaldığını sormak istedim.</p> <p>Kendisi talebimin tanışma kısmını kabul ettiği için sorularımı soramadım hâliyle. Öyle cinlik yapıp araya soru da sıkıştırmadım. Ama bu izlenimlerimi ve gözlemlerimi yazmayacağım anlamına gelmiyor tabii.</p> <p>Görüşmeye giderken kafamda mesafeli, temkinli konuşan bir şahsiyet vardı. Kendimi bu duruma hazırlamıştım lâkin çok samimi, mütevazı, tebessümü eksik olmayan bir Abdullah Gül buldum.</p> <p>Biraz eskilerden biraz yenilerden sohbet ettik.Dünyadaki ve ülkemizdeki siyasi gelişmeleri konuştuk. Abdullah Bey’le sohbet ederken medya suskunluğunun nedenini anladım. Dünya gündemini takip eden, konferanslara katılan, ülke ve dünya meselelerine kafa yoran bir insanın “Kim ne demiş?” “Kim neden demiş?” gibi mevzularla meşgul olması tabiatın doğasına aykırı. Sık sık vurguladığı sorumluluk duygusunun da gereksiz polemiklere girmeye engel olduğunu düşünüyorum.Yani oturup öyle dedikodu yapıp, birilerini çekiştireceğiniz bir tarzı yok :)</p> <p>Bir ara<b>“Hakkınızda bu kadar yazılıyor, çiziliyor, hiç mi gaza gelmiyorsunuz?”</b>diye sordum.<b>“Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrıldığım gün günlük siyasete girmeyeceğimi söylemiştim, aksi bir durum bize yakışmaz”</b>dedi.</p> <p>Sohbet esnasında kendisiyle ilgili bir bilgiyi de ilk defa o gün öğrendim.Bugüne kadar medyada da böyle bir bilgiye denk gelmedim. Abdullah Bey 80 ihtilalinde gözaltına alınarak Metris Cezaevi'nde yatmış meğerse.Hatta yıllar sonra Kenan Evren’le bir araya geldiğinde Evren kendisine “<b>Biz seni de hapse atmışız</b>” deyince Abdullah Bey “<b>Bunlar geçmişte kaldı, biz geleceğe bakalım</b>” cevabını vermiş. </p> <p>Kader çok acayip bir şey hakikaten… Güç sahibi iken yaptığınız iyi veya kötü şeyler muhakkak sizi buluyor bir şekilde işte.</p> <p><b>YENİ PARTİYİ KURACAK</b></p> <p>Abdullah Bey’in ofisine gittiğim taksi şoförü “<b>Abla selamımı söyler misin? Artık kursun şu partiyi...</b>” deyince elçiye zeval olmaz babından taksicinin mesajını iletip; bir cevap alabilir miyim, diye şansımı denedim ama<b>ser verip sır vermedi.</b>Bu konuya girmedi. </p> <p>Elbette ben de herkes gibi daha fazla şey öğrenmek isterdim. Lakin bir tanışma buluşması olduğundan haddimi aşmak istemedim.</p> <p><b>"Kurulacak" diyorum çünkü ben Abdullah Bey’in yeni bir parti kuracağına inanıyorum.</b>Kanımca kuracağı partinin vazgeçilmezleri; evrensel bir dile sahip olması, şeffaflık, hukuk, adalet gibi değerler olacak. Ortak akılla hareket eden bir yapı olacak. Demokrasi ve iç barış olmazsa olmazlardan... Ve üzerinde durduğu önemli hususlardan biri de; evin içini düzene koymadan güçlü olunamayacağı gerçeği. Müslüman ülkelerin hâli hepimizin malumu.</p> <p><b>TAYYİP BEY’DEN BAHSEDERKEN...</b></p> <p><b>Abdullah Bey, Tayyip Bey’den bahsederken de öyle öfke ve kızgınlık cümleleri kullanmıyor.</b></p> <p>Tayyip Bey ve Abdullah Bey’in siyasi görüş ayrılıklarını şöyle görüyorum:</p> <p>Tayyip Bey dünyayı düşünce dünyasından okuyup değerlendiriyor, Abdullah Bey ise direkt okuyup değerlendiriyor. </p> <p>Bu karşılaştırmayı bir üstünlük arayışıyla yapmıyorum.Geçmişte Erbakan Hoca’yla yaşanan görüş ayrılığını nasıl meşru gördüysem, bugün veya yarın da meşru göreceğim. Olması gerekende bu…</p> <p>Bizim en temel sorunumuz siyasi görüş ayrılıklarını ihanet olarak görmemiz, dinle ilişkilendirmemiz. İş böyle olunca ne din kardeşliği, ne komşuluk ne de arkadaşlık hukuku kalıyor.</p> <p><b>“BİZE YAPILAN YANLIŞLARI BAŞKALARINA YAPMAYALIM”</b></p> <p>31 Mart seçimleri öncesi ve sonrası yaşananlar, bir vatandaş olarak herkes gibi beni de endişelendirdi. Kendisine İstanbul’daki seçim sonuçlarını nasıl değerlendirdiğini sordum.<b>Gelinen noktanın çok üzücü olduğunu; vaktiyle bize yapılan yanlışları, bizim güçlü olunca başkalarına yapmamamız gerektiğini anlattı.Türkiye’nin demokrasi gücünün büyük olduğuna inandığını söyledi.</b></p> <p>Hayrunnisa Hanım'ın 2014 yılındaki intifadasını başörtülü bir kadın olarak değerli gördüğümü de ilettim. Toplumun verdiği rollerin dışına çıkabilen kadınları seviyorum zira. Benim sözlerime karşılık,<b>Abdullah Bey eşinin adalet duygusunun çok yüksek olduğunu</b>söyledi.</p> <p>Bunlar benim düşüncelerim, izlenimlerim. Umarım bir gün kendisiyle söyleşi yapma ve sorularıma cevap bulma fırsatım olur.</p><p> </p>]]></content:encoded>
	                    <pubDate>Thu, 18 Apr 2019 03:04:00 +0300</pubDate>
                    <dc:haberid>1599</dc:haberid>
                    <dc:sehirid>2</dc:sehirid>
                    <dc:sehir>Adıyaman</dc:sehir>
										<enclosure type="Array" url="http://www.partihaberleri.com/images/haberler/" length="Array"/>
					<images>
						<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberler/</image>
										</images>
                </item>
                            <item>
                    <title>Çine Belediye Başkanı E. Salih DİNÇER Röportajı</title>
                    <category>RÖPORTAJ</category>
                    <categoryid>15</categoryid>
                    <link>http://www.partihaberleri.com/roportaj/cine-belediye-baskani-e-salih-dincer-roportaji/538</link>
                    <guid>http://www.partihaberleri.com/roportaj/cine-belediye-baskani-e-salih-dincer-roportaji/538</guid>
                    <description><![CDATA[AydınÖzel Haber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Adnan AYTAŞKIN ve Genel Koordinatör Cemal Aydın ÖZPOLAT; Aydın Çine Belediye Başkanı Enver Salih DİNÇER İle Çok Özel Röportaj gerçekleştirdi.]]></description>
	                    <content:encoded><![CDATA[<p><b> AydınÖzel Gazetesinde Yayımlanan Röportajdır...</b></p> <p>AydınÖzel Haber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Adnan AYTAŞKIN ve Genel Koordinatör Cemal Aydın ÖZPOLAT; Aydın Çine Belediye Başkanı Enver Salih DİNÇER İle Çok Özel Röportaj gerçekleştirdi.</p> <p> </p> <p><b> Adnan AYTAŞKIN :</b></p> <p><b>Başkanım, öncelikle kendinizi tanıtır mısınız nerelisiniz nerde doğdunuz hangi eğitimleri aldınız?</b></p> <p> </p> <p><b>Salih DİNÇER : Eczacıyım</b></p> <p>1973 yılında Çine de doğdum. ilk orta öğrenimimi Çine de tamamladım, liseyi İzmir Atatürk lisesinde okudum, üniversiteyi de Ege Üniversitesi  Eczacılık Fakültesinde okudum, 1990 girişliyim daha sonra da Çine de Eczacılık faaliyetine sürdürürken daha sonra siyasete benden önceki  Belediye Başkanı Osman AYDIN ın talebiyle siyasete girdim.</p> <p> </p> <p><b>Adnan AYTAŞKIN:</b></p> <p><b>Siyasete parti olarak mı yoksa belediye meclis inden mi girdiniz?</b></p> <p> </p> <p><b>Salih DİNÇER : Partimde Her Kademede Görev Aldım</b></p> <p>İlk önce CHP Çine ilçe yönetimine girdim sonra Belediye Meclis Üyeliği daha sonra Belediye Başkan Yardımcılığı yaptım şimdi de Çine Belediye başkanlığı ile devam ediyorum.</p> <p> </p> <p><b>Adnan AYTAŞKIN :</b></p> <p><b>Osman Bey milletvekili adayı oldu siz ondan sonra başkan vekili sonra da başkan adayı oldunuz bu süreç nasıl gelişti?</b></p> <p> </p> <p><b>Salih DİNÇER : Önce Meclis Sonra Halk Tarafından Başkanlığa Seçildim</b></p> <p>Belediye Başkanımız Osman AYDIN Milletvekili Adayı olduğu zaman ilk önce Belediye Meclisinden seçilerek üç ay daha sonra da halk tarafından seçilerek Belediye Başkanlığı görevine getirildim.</p> <p> </p> <p><b>Adnan AYTAŞKIN :</b></p> <p><b>Peki bize başkanlık dönemindeki söylemlerinizden bahseder misiniz? Neler yapıldı, neler yapılacak?</b></p> <p> </p> <p><b>Salih DİNÇER : Düğün Salonu Yaptık</b></p> <p>Başkan olduktan sonra ilk önce Çine’nin en büyük sorunları nelerdir onları irdeledik vatandaşlarımızla konuşup. En büyük sorunumuz Çine’nin bir düğün salonunun olmamasıydı herkesin sokaklarda düğün yaptığı ve kışın hiç düğün yapılamamasıydı. Bunun için bir düğün salonu yapmamız gerektiğini düşündük ve salonumuzu yaptık açılışı da yapıldı. Şu anda da kullanıyoruz.</p> <p><b>Salih DİNÇER : Kapalı Pazar Yerini Yeniledik</b></p> <p>İkinci sorunumuz Pazar yerinin yaklaşık kırk yıl önce yapılmış olması ve kapalı bir pazar yerimizin olmayışıyla ilgili bir sorunumuz vardı. Onu da yeniledik. Vatandaşımızın kulllanabileceği sosyal yerler yoktu parklar yaptık.</p> <p><b>Salih DİNÇER : Köylerde Bizim Alanımıza Girdi</b></p> <p>Geçtiğimiz dönem bunlarla vakit geçirdik sonra seçime girerken tabi her Belediye Başkanının olduğu gibi vaadlerimiz oldu. Şimdi artık şunu düşünüyoruz iyi bir Belediye Başkanı olabilmek için alt yapı hizmetini yolları yapmak veya işte Düğün Salonu Pazar yeri yapmanın yani sıra Büyükşehir olduktan sonra köylerde bizim hizmet alanımıza girdi.</p> <p><b>Salih DİNÇER : Vatandaşlarımızın Sorunlarını Araştırdık</b></p> <p>Büyükşehir olduktan sonra Köylerde Hizmet alanımıza girdi, Şimdi onların ekonomik seviyelerini nasıl yükseltebiliriz düşüncemiz vardı. Çine de hayvancılık var, Tarımda da en fazla zeytincilik var. Bu konularda en iyi ne yapabiliriz vatandaşlarımızla diye sorunları nelerdir diye düşündük.</p> <p><b>Salih DİNÇER : Mezbaha Çalışmamız Var</b></p> <p>Ege Et var büyük bir mezbaha fakat daha basit hayvancımızın gidip sadece hayvanını kestirip işlenmeyecek şekilde ikiye böldürüp İzmir’e İstanbul’a gönderebileceği şekilde bir çalışmamız var şu anda hayvancılık sektöründe.</p> <p><b>Salih DİNÇER : Zeytinyağı Fabrikası Kuruyoruz</b></p> <p>Ayrıca zeytinciler için de bir zeytiyağı fabrikası kuruyoruz şu anda. Buradaki amacımız zeytinyağı sıkan fabrikamız çok fazla ama burada öğretmek istediğimiz şu, vatandaşımız zeytinini zeytin yağı fabikasında sıkıyorlar oradan İzmir’e gidiyor bidonlarla varillerle işleniyor. Biz bunun Çine de işlenebileceğini göstermek istedik ve bunun çok zor olmadığını vatandaşlarımızın bu tip üretimleri kendilerinin de yapabileceğini vermek istedik. Biliyorsunuz zeytin yağı son dönemde değer kazandı, bunu artık ambalajlamak , paketlemek gerektiğini ve böylece daha fazla para kazanabileceklerini göstermek adına bir çalışma yaptık.</p> <p> </p> <p><b>Adnan AYTAŞKIN :</b></p> <p><b>Biliyorsunuz ihraç etmek için de belli sartlar var.</b></p> <p> </p> <p><b>Salih DİNÇER : Kendi Ürünümüzü Ambalajlayıp Satacağız</b></p> <p>Şu anda biz daha ihraç etme aşamasına gelmedik. Kendi ürünümüzü ambalajlayıp satabilsek bile Çine için çok önemli bir değer kazanacak. Biz bunu vatandaşlarımıza göstermek için Zeytinyağı fabrikamızı kuruyoruz. İhale çıkma aşamasında yeni yılda ihale çıkmış olacak demişti arkadaşlar. Organize sanayi bölgesinde yapıyoruz. Büyükşehir yasası ile birlikte köylerden de zeytinlikler geçti Çine Belediyesine  kendimizde zeytinciyiz artık. Hem vatandaşımıza örnek olacağız hem de kendi zeytinimizi de vatandaşımızın zeytinini de sıkıp paketleyip, ambalajlayıp satışa geçeceğiz.</p> <p> </p> <p><b>Cemal Aydın ÖZPOLAT :</b></p> <p><b>Peki başkanım biz de artık zeytinciyiz dediniz de şimdi köylerden size de diğer belediyelere de çok sayıda zeytinlik geldi, tarla geldi, gayrimenkuller geldi, peki bu konuda yatırım hizmetleri mi planlıyoruz yada şöyle söyleyeyim büyükşehir yasası size göre güdük mü kaldı eski belediye başkanlığınıza oranla bir takım sıkıntılar yaşıyor musunuz?</b></p> <p> </p> <p><b>Salih DİNÇER : Büyükşehir'in İdare Amiri Gibiyiz</b></p> <p>Büyükşehir Yasası çıkmadan Eskiden Belediye Başkanı gibiydik şimdi Daire Amiri gibiyiz yani Büyükşehir yasası hazırlanırken biz daha önce de söylemiştik yanlış bir yasa sadece Büyükşehir açısından düşünülerek yani Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı düşünülerek yapılmış bir yasa yani ilçeler bu konuda geride bırakılmış. Biz bu yasadan memnun değiliz bu yasanın getirdiği şeyleri de tam olarak yapamıyoruz. Çünkü gelirlerimizin hepsi Büyükşehire geçti.</p> <p><b>Salih DİNÇER : 6'dan 72 Mahalleye Geçtik, Gelirimiz Azaldı</b></p> <p>Daha önceki dönemde 20 bin kişiye hizmet veriyorduk ve bütçemiz 20 milyon civarındaydı, şimdi 50 bin kişiye hizmet etmemiz gerekiyor ve yüzölçümü alan da çok büyüdü 6 mahalleyken 72 mahalleye çıktık, bütçemiz de geriye düştü şimdiki bütçemiz 14 milyona geriledi. Eskiden 6 mahallenin çöpünü topluyorduk yada sinek ilaçlama işini yapıyorduk şimidi 72 mahallenin işini yapıyoruz ve bütçemiz daha düşük. Çine Türkiye’nin en çok köyü olan ilçelerinden.</p> <p> </p> <p><b>Cemal Aydın ÖZPOLAT :</b></p> <p><b>Peki büyükşehirden yeterince para akışı gerçekleşmiyor mu?</b></p> <p> </p> <p><b>Salih DİNÇER : Projeyi Sunarsak Büyükşehir Destek Oluyor</b></p> <p>Sorunuzda söylediğiniz gibi Büyükşehirden para akışı diye bir şey söz konusu değil zaten yani yasada da böyle bir şey yok mesela biz bir proje yapacağımızda örneğin Mezbaha projemizi  Büyükşehir Belediyesine sunarsak Büyükşehir bu projeyi ya yapıyor ya da bize destek oluyor yasaya göre.</p> <p> </p> <p><b>Cemal Aydın ÖZPOLAT :</b></p> <p><b>Şimdi Ege Et ile ilgili bir takım sıkıntılar var Aydın’da şöyle bir sıkıntı eskiden mezbaha görevi görüyordu şimdi dışarıdan kasapların hayvalarıda kesilmemeye başlanmış diye bir duyum aldık peki sizin bu konuda ki görüşünüz nedir?</b></p> <p> </p> <p><b>Salih DİNÇER : Ege Et Bize Bağlı Değil</b></p> <p>Ege et bize bağlı değil fakat Ege Et kendi etini kesiyor ve işliyor, sucuk haline getiriyor.</p> <p> </p> <p><b>Cemal Aydın ÖZPOLAT :</b></p> <p><b>Dışarıdan da mezhaba olarak kullanıyormuş kendi etini getirip kestiriyormuş bazı hayvancılar fakat şimdi yapamıyoruz Aydın mezbahasına getiriyoruz dediler.</b></p> <p> </p> <p><b>Salih DİNÇER : Kendi Mezbahamızı Kuruyoruz</b></p> <p>Doğrudur bizde bu açığı gidermek için kendi mezbahamızı kurmayı düşünüyoruz buraya gelenler kendi hayvanını kesecek karkas et olarak alıp gidecek kesinlikle işlenme olmayacak.</p> <p> </p> <p><b>Cemal Aydın ÖZPOLAT :</b></p> <p><b>Peki bize yaptığınız yatırımlardan gerçekleştirdiklerinizden bahsettiniz de sizin hayalinizdeki Çine’ye yapılması gereken en önemli hizmet nedir?</b></p> <p> </p> <p><b>Salih DİNÇER : Tarımsal Sanayiyi Geliştirmemiz Gerekiyor</b></p> <p>Şu anda Çine’ye yapılması gereken en önemli şey Çine bir tarım kenti, üretim kenti. Kestane, incir, zeytin, zeytinyağı üretiyoruz fakat bunu işleyemiyoruz. Kestaneyi gönderiyoruz Bursa’ya Bursa kestane şekeri yapıyor, inciri başka yere gönderiyoruz onlar paketleyip satıyorlar, zeytinyağını gönderiyoruz İzmir’e onlar işleyip satıyorlar. Bence tarımsal sanayiyi geliştirmemiz gerekiyor hem Aydın’da hem Çine’de.</p> <p><b>Salih DİNÇER : Belediyecilik Sadece Yol, Arıtma Yapma İşi Değil</b></p> <p>Çünkü Belediyecilik sadece yol, arıtma, kanalizasyon yapma işi değil. Buradaki insanın hem sosyal hem ticari faaliyetlerini geliştirme işi olarak görüyorum ben. Kuşadası’nda da turizm faaliyetlerinde geliştirilme yapılması daha önceliklidir mesela fakat Çine de yaşam kaynağı tarım olduğu için burada yapılması gereken şey tarımsal sanayiyi geliştirmektir diye düşünüyorum ben.</p> <p> </p> <p><b>Adnan AYTAŞKIN :</b></p> <p><b>Başkanım bildiğiz üzere Aydın’da bir havaalanı yeri var. 50 yılı geçmiş Mustafa ÇILDIR araziyi hediye etmiş, büyükşehirlerin hepsinde de havaalanı mevcut peki bu havaalanının yapılmama sebebi sizce nedir, gerekli mi değil?</b></p> <p> </p> <p><b>Salih DİNÇER : İnşallah Aydın'a Bir Havaalanı Gelir</b></p> <p>Havaalanı konusu genel politikayı ilgilendiren bir şey. Belediyeyle ilgili bir şey değil ama sanıyorum ki İzmir Adnan Menderes havaalanının Aydın’a yakın olmasından dolayı Aydın biraz ikinci planda kalmış olabilir. Son günlerde de yapılacak diye gündeme gelmeye başladı, Milletvekillerimiz bu konuda bayağı bir adım attılar. İnşallah Aydın’a da bir havaalanı gelir. Çünkü havaalanının olması uçağın inip kalkması mesela ticaret borsası açısından kargo uçaklarıyla ürünün daha kolay ulaşımı sağlanacaktır.</p> <p><b>Salih DİNÇER : Havaalanı Açıldıktan Sonra Akışı Sağlamak Lazım</b></p> <p>Havalimanı biliyorsunuz her ilde her Büyükşehirde var ama önemli olan biraz da oraya o akışı sağlamaktır. Benim bildiğim kadarıyla Denizli’de bir hava limanı var ama sabah bir uçak kalkıyor akşam bir uçak kalkıyor tamam bu da önemli ama havalimanı yaptıktan sonra o akışı da sağlamak lazım.</p> <p> </p> <p><b>Adnan AYTAŞKIN :</b></p> <p><b>O da tabi yer yanlışlığından kaynaklı bir durum oluşmuş. Biliyorsunuz Çardak Denizli’ye uzak bir yer hatta eski ekonomi bakanı Denizli Aydın arasına Buharkent’e bir havaalanı yapma projesinden söz etti.</b></p> <p> </p> <p><b>Salih DİNÇER : Buharkent'e Havaalanı Projesi Yanlış Olur</b></p> <p>Bence Eski Ekonomi Bakanının Buharkent'e Havaalanı Projesi yanlış bir politika olur Aydın’dan Buharkent’ e gideceğimize İzmir daha yakın ve otobandan ışığa falan hiç takılmadan ulaşabilmemiz kolay. Çıldır havalimanı Nazilli’ye de yarar Denizli’ye fark etmeyebilir belki ama Çıldır havalimanı Denizli’ye gerçekten çok uzak.</p> <p> </p> <p><b>Adnan AYTAŞKIN :</b></p> <p><b>Yerel hizmet konusunda büyükşehir ile aynı partidensiniz hizmet akısında büyükşehirin yakın olması lazım bir de Köşk gibi Buharkent gibi hükümet ile aynı partide olan ve hükümetten de bakanlıklardan da projelerde destek alan belediyeler var. Sizin bakanlıklarla projelerinizde benzer irtibatınız var mı? Siyasi olarak talebiniz hiç olmadı mı yoksa bazı konularda görüşmeleriniz oluyor mu?</b></p> <p> </p> <p><b>Salih DİNÇER : İktidar Partisinden de Taleplerimiz Oluyor</b></p> <p>İktidar Partisi İle de görüşmelerimiz oluyor. Biz hiç genel iktidar farklı partidendir biz burada hizmet almayız, alamayız, taleplerde bulunmayız demiyoruz. Böyle bir durumumuz yok. Biz elimizden geldiğince projeler sunuyoruz tabi genel iktidar kendi partisine daha fazla öncelik verecektir. Bizim de aldığımız yatırımlar oluyor az da olsa tabi.</p> <p> </p> <p><b>Adnan AYTAŞKIN :</b></p> <p><b>Burada üniversitemizin meslek yüksekokulu var sanırım Çine’de üniversitedeki gelişmeler nasıl?</b></p> <p> </p> <p><b>Salih DİNÇER : Üniversite Çine'de Her Geçen Gün Geriye Gidiyor</b></p> <p>Üniversitemiz öğrenci sayısı açısından her geçen gün geriye gidiyor. Sadece gıda üzerine düşünülüp açılan bir meslek yüksekokulu, Arıcılık bölümü vardı kapandı bazı bölümler yine kapandı. Biraz daha ilgi göstermek gerekiyor belki de sadece gıda ile sınırlandırmamak, başka bölümler de açmak gerekiyor.</p> <p> </p> <p><b>Adnan AYTAŞKIN :</b></p> <p><b>Peki hiç Rektörümüzle görüştünüz mü bu konuda?  Tahmin edersiniz ki mutlaka onların elinde bu işler.</b></p> <p> </p> <p><b>Salih DİNÇER : Mustafa Savaş Çine'ye 4 Yıllık Fakülte Sözü Verdi</b></p> <p>Önceki Rektörümüzle görüştük. Her gittiğimizde tamam arttıracağız diyorlar. Milletvekilimiz Mustafa SAVAŞ Çine’li  dört yıllık fakülte sözü verdi. Biz bu konuda da Rektörlüğe gittiğimizde Çine’nin nüfusu dolayısıyla dört yıllık fakülte açamayız demişlerdi. İnşallah Mustafa SAVAŞ vekilimiz araya girer ve Çine’ye bir fakülte getirilir. Şu anda meslek yüksekokulu öğrenci sayısı açısından çok iyi bir durumda değil.</p> <p> </p> <p><b>Cemal Aydın ÖZPOLAT :</b></p> <p><b>Peki Sayın başkanım Mustafa SAVAŞ milletvekilliğine seçildikten sonra kendisine bu dört yıllık fakülte olayını anlatmadınız mı?</b></p> <p> </p> <p><b>Salih DİNÇER : Mustafa Savaş Çine MYO'yu Çine'nin İçine Taşıma Sözü Verdi</b></p> <p>Mustafa Savaş Milletvekili seçileli çok da kısa bir süre geçti. Kendisi seçim vaatleri sırasında dört yıllık bir üniversite sözü vermişti ayrıca meslek yüksekokulumuz da şehrin biraz dışında kendisi bildiğim kadarıyla  söylemlerin de üniversiteyi Çine halkıyla bütünleştirmek adına Çine içine taşıma sözü vermişti. Bunları da buradan hatırlatıp kendisinden rica edelim. Çine için çok önemli.</p> <p> </p> <p><b>Adnan AYTAŞKIN :</b></p> <p><b>Çine’deki meslek yüksek okulunun adı Süleyman PEKGÜZEL meslek yüksekokulu burayı PEKGÜZELler mi yaptırmış?</b></p> <p> </p> <p><b>Salih DİNÇER : Pekgüzeller Çine MYO Arasizini Bağışladılar</b></p> <p>Şuanda Süleyman Pekgüzel Kampüsü olan Çine Meslek Yükseokulu'nun bulunduğu yer, Devlet Su İşlerinindi. Devlet su işleri orayı satışa çıkardı Süleyman PEKGÜZEL’in oğulları orayı aldı ve babalarının adına kampüs olarak bağışladılar araziyi.</p> <p><b>Salih DİNÇER : Çine MYO Dışarıda Olduğu İçin Öğrenciler Aydın'da İkamet Ediyor</b></p> <p>Çine MYO'nun İlçenin dışında olasından dolayı, orada okuyan öğrencilerin çoğu Çine’de ikamet etmiyorlar Aydın’da ikamet etmeyi tercih ediyorlar kampüs dışarıda olduğu için. O yüzden kampüsü içeri çekebilirsek yine Mustafa SAVAŞ Bey’den duyduğum kadarıyla Orman İşletme Şefliği var bayağı da büyük bir arazisi var tam da Çine’nin merkezine Çine’li açısından Çine’li  esnaf açısından çok iyi olacaktır. Sadece mali açıdan düşünmüyorum ben bunu her gelen öğrencinin geldiği yer ve kültür açısından düşünüyorum</p> <p><b>Salih DİNÇER : Kültür Açısından da Üniversite Önemli</b></p> <p>Biz burada gelişmek ve kendimizi geliştirmek zorundayız. Biz Aydın'a, İzmir'e gidiyoruz başka yerlere gidiyoruz ekonomik imkanlarımız var oradak iş, kültürü görüyoruz ama burada yaşayan herkes bu imkana sahip değil. Üniversite öğrencisi gelecek, öğretmeni gelecek, memuru gelecek onlarla iç içe yaşayacak ki bizim o yerli vatandaşımız da onlardan o kültürü alacak. Üniversite bu açıdan çok önemli diye düşünüyorum o yüzden Çine'nin içinde olması gerekir Çineliler ile beraber yaşaması gerekir.</p> <p> </p> <p><b>CEMAL AYDIN ÖZPOLAT :</b></p> <p><b>Sayın başkanım gerçekten Çine aşığı, Çine sevdalısı bir insansınız o izlenimi edindim.Çoğu belediye başkanımız da kendi bölgesinin çok daha dışında yaşıyor havaları var ama siz gerçekten Çine için birşeyler yapma kaidesi içindesiniz Üniversitenin rektörüyle direk görüşüp bu işi siz gerçekleştirseniz de kahramanlığı da siz üstlenseniz Salih DİNÇER'in bir hizmeti olarak gösterseniz.</b></p> <p> </p> <p><b>SALİH DİNÇER : Önceki Rektörle Görüştük Sonuç Alamadık</b></p> <p>Bakın bu bizi aşan bir olay biz daha önceki Rektörle görüştük ama aldığım cevap Çine'nin nüfusu dört yıllık fakülte açmaya yeterli değil oldu. Yani bunların kriterleri var bu kriteri sadece Genel İktidar aşabilir biz birşey yapamayız. Biliyorsunuz gelen iktidar şuraya fakülte açılacak derse Rektörlük açar ama bizim ricamızı aşan bir konu.</p> <p> </p> <p><b>ADNAN AYTAŞKIN :</b></p> <p><b>Başkanım bizim sorularımız bitti sizin son olarak söylemek istediğiniz bizim aracılığımızla iletmek istediğiniz birşey var mı?</b></p> <p> </p> <p><b>SALİH DİNÇER : Çok Yüksek Oy Oranıyla Geldik</b></p> <p>Bizler oy aldığımız, bulunduğumuz yere hizmet için gelmiş insanlarız. Muhakkak istemeden de olsa yanlışlar yapabiliyoruz. Hepimizin amacı ilçemize hizmet edebilmek, bulunduğumuz koltuğun hakkını verebilmek. Bu konu da ben meclisten atanarak, seçilerek gelmiştim. 2014 mart ayında vatandaşımızın karşısına çıktık merkez sahayı kapsayan bir ilçeden köyler de işin içine girmiş olmasına rağmen bugüne kadar köylerimize hizmet edememiş olmamıza rağmen çok yüksek bir oy oranıyla geldik. Halkımıza bu konuda çok  teşekkür ediyorum.</p> <p><b>SALİH DİNÇER : Verdiğimiz Sözlerin Arkasındayız</b></p> <p>Büyükşehir yasasından dolayı hem Büyükşehir Belediyesi olarak hem de Çine Belediyesi olarak ilk yılımızda çok fazla hizmet yapamadık, kurulma aşamasıydı. Büyükşehir'i, Büyükşehir yasasını tanıma ve buna adapte olmakla geçti. Ama önümüzdeki yıllar halkımız şunu bilsin ki verdiğimiz sözlerin arkasındayız.</p> <p><b>SALİH DİNÇER : Büyükşehir İle İyi Geçinmek Zorundayız</b></p> <p>Büyükşehirle iyi geçinmek zorundayız çünkü bu yasa bunu gerektiriyor. Eskiden kendi göbeğimizi kendimiz kesiyorduk, şimdi bir sokağımıza bile Çine Belediyesi olarak isim veremiyoruz Büyükşehirden onaylatmak zorunda kalıyoruz. Sonuçta yasa bu, bu yasa ile çalışmak zorundayız, bu yasa ile çalışmak için Büyükşehir ile organize bir şekilde çalışmak zorundayız. Ben büyükşehiri tanımıyorum bilmiyorum gibi birşey söylemek halkımıza ihanet etmektir çünkü hizmet yapamayız biz hizmet etmek için sözler verdik.</p> <p><b>SALİH DİNÇER : Büyükşehir Yasasının Gözden Gerçirilmesi Lazım</b></p> <p>Büyükşehir Yasası doğru mu derseniz bence yanlış. Değeştirilmesi gerekiyor. İlçe belediyelerinin görevlerinin ve yetkilerinin arttırılması lazım biraz öncede söylediğim gibi biz artık Belediye Başkanı gibi değil büyükşehirin bir daire amiri temsilcisi pozisyonundayız. Bu yasanın bir an önce hem yetkililer hem de bütçe açısından ele alınması, gözden geçirilmesi lazım. Zaten iktidar da bunun farkında zaten değiştireceğiz diyorlar değiştirilmesi gerekir diye düşünüyorum bu şekilde biz yeterince hizmet edemiyoruz diye düşünüyorum.</p> <p><b>SALİH DİNÇER : Özlem Hanım Ne Gerekiyorsa Yapıyor</b></p> <p>Biz sokağa çıktığımızda köylere gittiğimizde şunları yaptık bunları yaptık ya da talep geldiğinde yaparız hallederiz diyebiliyorduk. Şimdi bunu söyleyemiyoruz çünkü üstümüzde bir büyükşehir var, aynı partideniz ancak Özlem Hanım'ın ben parti olarak gördüğünü pek düşünmüyorum. Çalışmak isteyen, memleketine hizmet etmek isteyen belediye başkanlarıyla ne gerekiyorsa yapıyor.</p> <p><b>SALİH DİNÇER : Özlam Hanıma Teşekkür Ediyorum</b></p> <p>Biz bu güne kadar talep ettiğimiz çoğu şeyi hiçbir şekilde hayırla karşılaşmıyoruz ve böyle de olması gerekiyor bu yasa bunu gerektiriyor. Ben bu konuda Büyükşehir Belediye Başkanına teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde verdiğimiz sözlerin hepsini de yerine getirebileceğimizin de yerine getirileceğine söz veriyorum.</p> <p>Kaynak:Aydınözel</p>]]></content:encoded>
	                    <pubDate>Tue, 26 Dec 2017 18:12:00 +0300</pubDate>
                    <dc:haberid>538</dc:haberid>
                    <dc:sehirid>9</dc:sehirid>
                    <dc:sehir>Aydın</dc:sehir>
										<enclosure type="Array" url="http://www.partihaberleri.com/images/haberler/ff549a48171992dd1daba8bc6301603a.jpg" length="Array"/>
					<images>
						<image>http://www.partihaberleri.com/images/haberler/ff549a48171992dd1daba8bc6301603a.jpg</image>
										</images>
                </item>
                </channel>
</rss>